Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!
Bugün, yurdumuzda ve yeryüzünün hemen her coğrafyasına dağılmış olan Türkiye Toplumsal Formasyonu Diasporası'nda, cumhuriyetin kuruluşunu anma ve kutlama etkinlikleri gerçekleştirilecek. Bunlar içerisinde, hiç kuşkusuz, özellikle Ankara'daki geleneksel devlet törenlerinin, en üst seviyeden katılımlarla ve oldukça görkemli bir formda ve tarzda yapılması beklenmekte. Protokoler zevatın damgasını vuracağı başkentteki bahse konu bu resmi ve bürokratik devlet etkinlikleri; deruhte edildikleri her seferinde olduğu üzere, son derecede formel ve kesin kurallı olacaklar.En üst seviyeden de güvenlik tedbirleri uygulanacak oralarda haliyle.
İzleyeninde 'DEVLET GÜÇÜDÜR!!!' algısını yaratmaya matuf bütün o resmi, protokoler, formel, gösterişli, ağırbaşlı, yüksek güvenlikli kutlamaları biran için unutmanızı ve (aşağıda paylaşacağım bir fotoğraf üzerinden) muhatabında bambaşka bir ruh halinin, çok farklı bir ambiyansın; o resmi, bürokratik törenlerle uzaktan yakından alâkası olmayan alternatif bir hakikat evrenine nispet eden bir samimiyet ve sahicilik atmosferinin oluşmasına yol açan 'paralele bir evren'in duygu ve düşünce aleminin kapılarından içeriye girmenizi öneriyorum.
İşte Cumhuriyet Bayramı'nın en sivil, en samimi, en spontane, en sevimli kutlamalarından birisine ait olduğunu düşündüğüm bir resmi geçidi ölümsüzleştiren o mezkûr fotoğraf:

1950'lerde (yoksa 60'larda mı demeliydim?) Anadolu'nun 'kuş uçmaz, kervan geçmez' ve ama cennet bir köşesindeki bir köyde, ilkokul çocukları, Cumhuriyet Bayramı'nı kendi kendilerine ve kendilerince kutluyorlar. Çocukların yaşadıkları ve yüzlerine, gözlerine sirayet etmiş olan o samimi coşku ve sevince bakar mısınız lütfen...
