Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

28 Mayıs 2017 Pazar

İnsan okur: her Pazar Tophane'de kitap müzayedesi ve kültür performansı var

Readers browsing through the bomb-damaged library of Holland House, London, 1940.

Readers browsing through the bomb-damaged library of Holland House, London, 1940.


Bu Pazar, Ramazan ayına özel, 13.00 - 20.00 saatleri (Ramazan'dan sonra yeniden başlama saatini 14.00'e alacağız) arasında Beyoğlu, Tophane, Boğazkesen Caddesi, no: 43/ 6, Tayfun Pasajı'nda 
gerçekleştirdiğimiz geleneksel Pazar kitap müzayedesi ve kültür performansımızı yapacağız. Etkinliğin yapıldığı mekânın adresi için lütfen tıklayın:


'Peki, niçin kitap müzayedesi ve kitabiyat sohbeti' derseniz şayet işte bu yüzden derim:

İnsan okur.


İnsan olmaklığımızın en karakteristik vasfı düşünmek, bir sonraki merhalede ise, bunun da ötesine geçerek, düşünmeye dair düşünmektir. Malûm, Homo Sapiens kavramı düşünen canlıyı, Homo Sapiens Sapiens ise düşünmenin kendisine ve kendisinin kendisinine / kendiliğine dair düşünme melekesine sahip olan modern insanı / bizi tarif ve tasvir eder.



Bu yüzden okuruz işte.



Bu argümantasyonu, bu fikirler silsilesini kanıtladığını düşündüğüm yukarıdaki fotoğraf, insanın kitap okuma ve öğrenme aşkının ve azminin en somut nişanelerinden birisi, belki de birincisidir.

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Pyotr İlyich Tchaikovsky ve ilham perisi

pyotr ilyich tchaikovsky ile ilgili görsel sonucu


Romantik dönemin en önemli Klasik Batı Müziği kompozitörlerinden olan Pyotr İlyich Tchaikovsky (7 Mayıs 1840, Votkinsk, Rusya - 6 Kasım 1893, St. Petersburg, Rusya) beste yaparken hangi ruhsal halleri, ne gibi duygu durumlarını kuşanıyordu acaba; diğer bir deyişle, ilham perisi onu ne zaman ziyaret ediyordu?

Buna dair hoş bir çizgi roman paylaşıyorum aşağıda. Yaratıcısı, daha önce de bazı çalışmalarını burada iktibas ettiğim, Zen Pencil Grubu.

İşte bahsettiğim o 'Pyotr İlyich Tchaikovsky ve ilham perisi' çizgi temalı çizgi roman (kaynak: http://zenpencils.com/comic/tchaikovsky/)

25 Mayıs 2017 Perşembe

Eski kitaplardan hastalık bulaştığı yalandır, yanlıştır, bühtandır!


Otomatik alternatif metin yok.

Evet, okunmakta olduğunuz bloga, onun başlığını kuvvetlice haykırarak başlıyorum ey kitapperestler, ey bibliyofiller, ey bibliyomanyaklar, ey koleksiyonerler, ey araştırmacılar, ey okurlar, ey yazarlar ve ey 'ey demesini çok seven' ve bunu sık sık ey diyerek ispat eden taife-i muhibban-ı kütüp:

'Eski kitaplardan hastalık bulaştığı yalandır, yanlıştır, bühtandır, ifitiradır!!!'

Yukarıdaki karikatürün iddia ettiği gibi, şayet kullanılmış, eski kitaplardan hastalık bulaşsaydı, aralarında benim de olduğum çok sayıda koleksiyoner ve arşivcinin sağlığını yitirmesi gerekirdi. 

18 Mayıs 2017 Perşembe

Türkân Saylan: halk sağlığı savaşçısı, eğitim gönüllüsü, kadın hakları aktivisti, sivil toplum lideri


Türkân Saylan, 13 Aralık 1935 - 18 Mayıs 2009.



0 - medhal:

Türkân Saylan'ın vefatının üzerinden 8 yıl geçti. Onu minnetle, hürmetle, rahmetle ve şükranla anıyor; bu vesileyle de hayatının önemli olaylarına ve dönüm noktalarına kısaca bir bakalım diyorum.

1 - Her şeyin kaybı tölere edilebilir, vicdan kaybı edilemez!


Cumhuriyet tarihimizin önemli sosyolojik figürlerinden, tıp tarihimizin cüzzamla savaş ve halk sağlığı alanlarında iz bırakmış hekimlerinden, kadınların eğitilmesini ve sosyal yaşama aktif olarak katılmasını esas alan sosyal sorumluluk projelerinin ve sivil toplum aktivitelerinin toplumsal belleğe nakşolmuş önde gelen aktörlerindendi Türkân Saylan

Saylan, sevenleri tarafından adeta bir azize mertebesine yükseltilirken, kimi muhafazakâr ve mütedeyyin çevreler tarafından serdedilen sert eleştirilere de muhatap olmaktan kurtulamamıştı. Öte yandan, kanserle boğuştuğu hayatının son günlerinde maruz kaldığı muamelelerin, sadece Türkiye Toplumsal Formasyonu'nun kendisiyle aynı tasavvur ve tahayyül alemlerini paylaşan lâik, modernist, Kemalist unsurlarınca değil; vicdanı olan her görüş ve inançtan yurttaş tarafından da insafsız, izansız, vicdansız olarak tarif ve tavsif edildiğini düşünüyorum. 


14 Mayıs 2017 Pazar

Ömer Seyfettin'in başı gerçekten kesildi mi?

ömer seyfettin ile ilgili görsel sonucu
Ömer Seyfettin; 11 Mart 1884; Gönen, Balıkesir - 6 Mart 1920, Kadıköy, İstanbul. 


0 - prologue: Ömer Seyfettin'in başı kesildi mi?

'...Bu fotoğrafta (aşağıdaki ilk fotoğraf kastedilmektedir, zş) ünlü yazarın cesedini görüyorsunuz. Etrafında tıp öğrencileri bulunuyor ve fotoğraf çekildikten biraz sonra da bir hastane hademesi onun cesedinin başını kesiyor.
Fotoğraf gazetelerde yayımlandıktan sonra, Seyfettin’i tanıyanlar hastaneye koşup başı olmayan cesedi kurtarmaya çalıştılar ama artık her şey için çok geçti…'

Kaynağı dipnotlar kısmında paylaşılan yukarıdaki satırlara, Google'da, Ömer Seyfettin'in ölümü ile ilgili olarak yaptığım bir araştırmada erişmiştim (i). Beni bu araştırmaya sevk eden husus, 2 - 3 yıldır dijital ortamda dolaşan metinler ve videolarda yer alan 'otopsisi sırasında Ömer Seyfettin'in başının kesildiği ve kimsesiz bir şekilde öldüğü' merkezindeki iddiaların hakikatle mutabakatını saptayabilmekti (ii), (iii). 

İnternetteki iddiaların gerçekliğini anlayabilmek için, son 60 yılda konuya dair oluşturulan (ve maalesef pek cılız olan) literatürün en önemli unsurlarını mercek altına almam gerekti. Bu sürecin sonucunda eriştiğim yargıyı paylaşmadan önce, toplumsal hafızamızda önemlice bir yeri olan Ömer Seyfettin'in hayatının önemli dönemeçlerini, kuş bakışı da olsa, hatırla(t)makta yarar görüyorum.

1 - Ömer Seyfettin nasıl bir hayat yaşadı?

Ömer Seyfettin'i tanımayanımız yoktur. Büyük çoğunluğumuz ilk ya da ortaokul çağlarımızda, ya da ilerleyen dönemlerimizde okuduğumuz hikâyelerinin bazılarını hatırlarız halâ. 


4-olumunun-ardindan-kadavra
Ömer Seyfettin'in otopsi fotoğrafı

11 Mayıs 2017 Perşembe

13 Mayıs Cumartesi Teşvikiye Kitap Müzayedesi

Görüntünün olası içeriği: yazı

13 Mayıs 2017, Cumartesi günü, 14.00 - 20.00 saatleri arasında, Komşu Kapısı Dayanışma Derneği'nin Hüsrev Gerede Cadedesi, Ömer Rüştü Paşa Sokak, No: 19D, Teşvikiye adresinde yer alan salonunda Nesteren's Vintage Shop'un kurucusu ve sahibesi Nesteren Şencan Görgülü ile birlikte kitabiyat sohbeti ve kitap müzayedesi yapacağız.

Aşağıda bu müzayedede meraklısıyla buluşacak dört kitap bir afişin görselleri yer almaktadır.
TELLER DE MURADINI ALSINtıklayınız
1991'de Tokyo'da yapılan Dünya Atletizm
Şapiyonası'nın  afişi de müzayedeye
çıkacak.

İnsan mikro kozmos; Kozmos Makro İnsan'dır


insan mikro kozmos ile ilgili görsel sonucu


0***Bir imlâ sorunu

Aşağıdaki satırların imâ, iddia, işaret ve nispet ettiği anlam dairelerine girmeden önce, onların etrafında örüldüğü iki temel kavramın,
 mikro kozmos ve makro insan'ın, yazımına dair gramatik bir hususa temas edeceğim. 

İlerleyen bölümlerde birçok kereler kullanılacak olan bahse konu bu iki anahtar kavramının literatürde farklı imlâlarla yazıldığına şahit olmaktayız. Bunların en belli başlıları şunlardır:


a - mikro kozmos, makro insan;

b - Mikro Kozmos, Makro İnsan,
c - mikro-kozmos, makro-insan,
d - Mikro-kozmos, Makro-İnsan
e - mikrokozmos, makroinsan,
f - Mikrokosmos, Makroinsan.

Okunulan satırların müellifi, yukarıdaki 6 yazım tarzından (onların, bu metnin giriş cümlesindeki yazılışlarından da anlaşılacağı üzere) ilkini kullanmayı tercih etmektedir.


1***'İnsan mikro kozmos, kozmos makro insan'dır' 


'İnsan = mikro kozmos'tur denklemi / argümanı felsefede, humanitas'da (beşeri / sosyal bilimler), teolojide, sufizmde, kozmolojide, ezoterizmde, spiritüalizmde, okültizmde vd bazı disiplinlerde, (hepsi de birbirini destekleyen, besleyen ve tamamlayan bir anlamlar kozmosu içinden konuşmak kaydıyla) dillendirilir.


Okunulmakta olan bu metin dolayımıyla 'Kozmos makro insandır' argümanı, bir diğer deyişle, 'Kozmos = makro insan' denklemini teklif ediyorum. 

Biyoçeşitlilik, görelilik, paralel evrenler, çoklu evrenler ve ÇOKLU ZAMANLAR

Universe Sandbox HighRes - 20131221-124526 by Ryuk45

1 - Mutlu olmanın kaygı nedeni olması

Sabah sabah (tamamen sebepsiz bir şekilde) Tom Amca'ya, Voltaire'in (1694 - 1778) en bilinen satirik eserlerinden Candide'dindeki (Leibniz'in (1646 - 1716) iyimserliğini hicvetmek için kurgulanmış bir kahraman olan) Dr. Pangloss'a ve Polyanna'ya meydan okuyan şiddette ve kapsamda bir iyimserliğine gark oluverdim aniden. Bununla eş zamanlı olarak 'İyi haftalar Kâinat, merhaba dünya, hayırlı günler insanlık!nidaları dökülüverdi ağzımdan. Ve hemen ardından da 'bu denli sevindirik olmamın, optimizmin bu denli dibine vurmamın (i), mutluluk böcüğü modunun şahikasını zapt etmemin sebeb-i hikmeti ne ola ki acep?!?' diye sormadan edemedim doğrusu.

Biz de bir zamanlar yaşamış, sevmiş, gülmüştük

medfield hospital cemetery ile ilgili görsel sonucu

ABD'nin Massachusetts eyaletinin Massachusetts beldesinde Medfield State Hospital isimli bir hastane var. Bu sağlık kurumunun topraklarının bir parçası da, hastane de ölenlerin gömüldükleri bir mezarlığa tahsis edilmiş: Medfield State Hospital Cemetery.

10 Mayıs 2017 Çarşamba

Türkiye'yi ve Dünya'yı hiç böyle gördün mü?

Turkey Gridded Population Cartogram

Türkiye'nin şehirleri yüz ölçümlerine göre değil de nüfusları oranında temsil edilselerdi şayet, ülkemizin haritası yukarıdaki gibi olurdu.

Bu da, ülkelerin aktüel nüfusları esas alınarak yapılan bir dünya haritası:



Dünyanın en muhteşem kütüphaneleri



1 - Strahov İlahiyat Kütüphanesi, Prag.

Kütüphaneler medeniyetlerin hafızalarıdır. Bütün köklü medeniyet ve milletlerin sahip olmakla iftihar ettikleri çok zengin kitaplıkları vardır. Bu evrensel hakikati; harsında, örfünde, kültüründe, ananesinde kitaba, yazıya, yazılı kâğıtlara kutsiyet atfeden bir medeniyetin mirasçısı olduğumuz vakıasıyla birlikte ele almak ve tefekkür etmek icap eder.
Sainte-Geneviève library
2 - Sainte-Geneviève Kütüphanesi, Paris.

Hal böyle olunca, hem mimari hususiyetleri ve hem de sahip olduğu kitap koleksiyonunun niteliği ve cesameti bakımından küresel ehemmiyete haiz kütüphanelerin bazılarının, ya da hiç olmazsa bir tanesinin Türkiye'de olması beklenir, öyle değil mi? 

İç RGPL
3 - Real Gabinete Portugues De Leitura, Rio de Janeiro.

9 Mayıs 2017 Salı

ABD tasarlar ve pazarlar, Çin üretir, dünya tüketir!


Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

1980'lerden sonra kurulan yeni uluslararası iş bölümüne göre ABD dünyanın bilim, teknoloji, tasarım ve buluş merkezi; Çin ve diğer ucuz emek deposu olan Asya ülkeleri (bunlara bazı Afrika ve Güney Amerika ülkelerini de eklemek mümkündür) ise üretim üssü ve fabrikasıdır.

Onu paylaşanın hareket noktasına ve vermeyi amaçladığı mesajın aksine olarak, yukarıdaki fotoğrafın ABD'yi zayıflatan, Çin'i ise güçlendiren bir yanı olduğunu düşünmüyorum. 

7 Mayıs 2017 Pazar

7 Mayıs Pazar Tophane Kitabiyat Sohbeti ve Kitap Müzayedesi


 Otomatik alternatif metin yok.

7 Mayıs 2017, Pazar günü 14.00 - 20.30 saatleri arasında (bazen 21.30'a kadar da sürebiliyor) Tophane'de yapacağımız kitabiyat sohbeti ve kitap müzayedesinde, her hafta olduğu gibi, yüzlerce nadir, ilginç ve değerli eser, piyasa fiyatlarına göre çok uygun başlangıç ederleriyle, meraklısının huzuruna çıkarılacaktır değerli kitap dostları.

Bunlardan birkaç tanesinin görselleri aşağıdadır:
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Dünya bu kadar da yamuk yumuk olabilir mi?

Earth without water
Dünya böyle yamru yumru bir topak biçiminde mi; yoksa...
earth
...böyle muntazam ve
mükemmel şekilli mi?


Aşağıdaki metin, Abdülhamid Kırmızı'nın attığı bir tvit ve yine Twitter'da gördüm yukarıdaki gif temelinde şekillendi. Bir diğer deyişle, ilerleyen satırların unsurları olduğu yazının ebesi ve ilham kaynağı onlardır.

Öncelikle yukarıdaki gif'in bende çağrıştırdıkları üzerinden ilerleyeceğim. Görür görmez imâ, iddia, işaret ve nispet ettiği anlam dairelerinin önemine binaen, onu paylaşmaya karar verdim. 

Bu gif'i sosyal medya mecrasında paylaşana itirazlar edilmiş; hatta küfür eden bile çıkmış bu itiraz sahiplerinin arasından. İnternet kullanıcılarının bahse konu bu aşırı tepkilerini anlamlandırmak adına, internette yaptığım aramada, yandaki ikinci gif'e eriştim. 


5 Mayıs 2017 Cuma

bir fuzûli şagil kipi için noktürn



ikrar et eyy talip, duyan yoksa, ses midir
ses; 'ahh minel merak!', eminim öldürür nefes'.

sâbık halaskârdınız ve haram bir mürebbi, hâfî.
hepsiydiniz, birdiniz ve bir ihram gölgesiydiniz
siz de! sessiz ve öyle idiniz ve ince; işte bildiniz
ve işte istendiniz, sevildiniz belki, olabildiğince.

Yolcuya Sorular



Yoldaki sıkıntılar hiç bitmeyecek. Sorular cevapları
tetikleyecek; bütünlemesiz bir sınav bir gün gelecek.

Nicola Tesla

nikola tesla icatları ile ilgili görsel sonucu
Sırp asıllı, ABD uyruklu fizikçi, elektronikçi ve elektro-fizikçi Nicola Tesla (1856 - 1943) insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük mucitlerinden biriydi. Dahi sözünün nitelemede kifayetsiz kaldığı bu benzersiz bilim insanının birçok buluşu, halen de, tam olarak anlaşılamadığından, teknoloji haline getirilerek yaşamımıza sokulabilmiş değildir. 

Tesla'yı, çeşitli konulardaki faydalı ve sevimli kısa grafik romanlarıyla tanınan Zen Pencils'in yaptığı bir çalışma ile hatırlayalım istedim:

4 Mayıs 2017 Perşembe

Küresel internet kullanıcı sayacı

world internet stats

İnternet kullanıcıları an be an artmakta.
Kullanıcı sayısının artışını anlık olarak gösteren sayaç için bknz.
http://www.internetlivestats.com/watch/internet-users/

Yoksulluk, kıyas, thymos, öfke ve isyan


İntihar bombacılığı ve thymos

0 - medhal ya da prolegomenon

Yaklaşık üç yıldır 'intihar bombacılarına Hegelyen bir yaklaşım' geliştirmek için okumalar yapıyor, bu temeldeki bir metinde kullanacağım notları çıkarıyorum. Söz konusu metnin tamamlanması zaman alacak gibi gözüküyor. Öte yandan, Facebook'ta gördüğüm bir fotoğraf, mezkûr metnin bir fragmanını paylaşma noktasında kuvvetli bir istek duymama yol açtı (i). Diğer bir deyişle bu imaj, müntehir extremistlerle ilgili bahse konu fragman mahiyetindeki aşağıdaki metnin ebesi oldu (ii).

1 - İnsan en çok neye isyan eder?

Yoksulluk zor zanaat doğrusu...

'Dün de böyleydi bu, bugün de böyle...' diyerek temellendirme gayreti içine giriyordum ki giriş argümanımı; aktüel teknolojik imkânların insanlığa sağladığı habere erişim potansiyeli yüzünden, vazgeçtim bu kabil bir girizgâhtan.

Öyle ya, akıllı telefonlar ve internet sayesinde, an itibarıyla, yaklaşık 3.3 milyar insan sürekli online'lar ve bu sayede de dünyanın her tarafından akan sınırsız bilgiye muhatap oluyorlar. Bu keyfiyet, online olduğumuzda, dünyanın (sanal alemin, 'bulut'un) her tarafına, üstelik de ışık hızıyla, erişiyor olduğumuz gerçeğine denktir (iii). Bu sayede de yoksullar, zenginlerin nasıl yaşadıklarını, öyle ya da böyle ve er ya da geç, öğreniyorlar; ayrıntılarıyla hem de. 

Olumsuz ifadelerin gramatiği



Fernando Pessoa'nın dilimize 'Hiçbir şey istememenin mutluluğu' başlığıyla çevrilen aforizmaları şu an okumakta olduğum kitaplardan birisi.

Kitabın ismi epeydir düşündüğüm bir problem alanına yeniden yoğunlaşmama vesile oldu. Mezkûr problem alanı 'hiçbir şey' kelimesinin cümle içinde kullanımının doğurduğu bir keyfiyettir.

'Hiçbir şey', malûm; 'yok'a, yokluğa, sıfır'a referans veren olumsuz bir kavram.


3 Mayıs 2017 Çarşamba

vardır



Şek yok ve tereddüt hiç: muhakkak evet 
kozmoslar vardır; idesi yoksaydı ya nesi vardır?

Kutlu geçişler vardır arada, sırlı kapılar; 
birinden diğerine saklı geçitler, aynalar
ve aynalar ve hünsa terimler. 

İnsanlığı tehdit eden üç büyük tehlike!!!


Görüntünün olası içeriği: yazı
Bu anlamlı sözü Facebook hesabında paylaşan Coşkun Büktel'e teşekkür ederim (i).

dipnot:
(i): Kaynak için bknz. https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1221685994516175&set=a.179782142039904.42083.100000243596367&type=3&theater

2 Mayıs 2017 Salı

Bîrûnî (Beyrûnî): bir hezarfen, rönesansın önünü açan bir mucize insan

Beyrûnî için çeşitli ülkelerin posta idarelerinin bastırdığı pullardan bazıları.
.


1 - George Sarton: ‘11. asır Bîrûnî (Beyrûnî) çağıydı’(1)

Bilim tarihiyle bir nebze ilgilenenlerin bile haberdar oldukları, konuya aşina çevreler tarafındansa alanının ‘Bible'ı (İncil) kabul edilen bir şaheser vardır: ‘Bilim Tarihine Giriş’ (‘Introduction to the History of Science’)(2). Batı Medeniyet dairesindeki bilim insanlarınca, bilim tarihçiliğinin 'yalvaç'ı kabul edilen George Sarton'a aittir bu başyapıt.

1 Mayıs 2017 Pazartesi

1 Mayıs emek ve dayanışma bayramı kutlu olsun!



Yeryüzündeki (bedenleriyle ve beyinleriyle çalışarak insanlığa katkı sağlayan) bütün emekçilerinin, onların ailelerinin ve emekçi emeklilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı'nı yürekten kutluyor; Dünyanın bütün coğrafyalarında gerçekleştirilen kutlama etkinliklerinin kardeşlik, barış ve demokrasi şölenleri şeklinde cereyan etmesini diliyorum. 

30 Nisan 2017 Pazar

her şey = hiçbir şey (midir?)

fatih harbiye ile ilgili görsel sonucu
Dizilerdeki baş rol oyuncularının olabildiğince güzel ve yakışıklı kişilerden seçilmesi kuralı, sektörün yazılı olmayan anayasasının değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek olan maddelerindendir.

0 - medhal / epilogue

Ekim 2014'de yazdığım bir yazıyı; Batı Medeniyeti'nin kurucu unsurlarından / babalarından (founder fathers) olan Grek Felsefesi'nin iki önemli aktörünü, Aristo ile Sokrat'ı, onları hem popüler / geniş / yaygın (avam) ve hem de derin ve çok katlı (seçkin / elit / havas) mütekabiliyetler ve alt / yan metinler içeren bir argümantasyon zemininde karşı karşıya getirerek, yeniden yazdım. İşte metroda maruz kaldığım bir ergen muhabbetinden yola çıkarak oluşturduğum o mezkûr yazımın son versiyonu:

1 – Hayat dediğin nedir ki?

Bu metnin finalinde vurgu yapılacağı üzere, 'hayat enigmatik bir sagadır' diyerek en son söyleyeceğimi peşin peşin paylaşmış olayım. 'Nereden çıkardın bunu?' diye itiraz eden varsa, yaşadığımı şu tecrübeyi değerlendirsin lütfen.

Bazen, hiç ummadığınız bir zamanda ve mekânda, öyle bir şey olur ki, ne yapacağınızı bilemez, kilitlenir kalırsınız; adeta 'dumura uğramışsınızdır'! O koşullar altında gerçekleşmesine pek de ihtimal vermediğiniz bir şeye şahit olmanızdan kaynaklanmıştır bu durum. Geçen gün metroda yaşadım durum, işte tam da buna benzer bir şeydi. Yanımda oturan kızın (yazının ilerleyen satırlarında ‘Beni Şaşırtan Kız (BŞK) şeklinde anılacaktır), ayakta dikilen arkadaşıyla, tv’deki diziler ve daha başka bir sürü şey hakkında saçma sapan konuştuktan sonra, aniden (beni şaşırtan usta bir fake'le) kulvar değiştirmesinden bahsediyorum.

Bir okuma teşebbüsü: Japon imparatoru Suudi Prensi ağırladı



Başlığa ve yukarıdaki resme bakıp 'ağırlamışsa ağırlamış, ne var bunda yani?!?' diyen çıkabilir. Bu yüzden de, çok beğendiğim bu resmin altına, aslında onu 'yorumsuz!'
paylaşacak iken, olası bu gibi 'değersizleştirme' teşebbüslerine cevaben, şunları ekleme ihtiyacı hissettim.

29 Nisan 2017 Cumartesi

Hak bildiğin yolda tek başına kalsan da...



Vicdanen ve aklen doğru olduğuna inandığın yolda tek başına kalsan bile
yılma ve korkma, nihayetinde kazanan sen olacaksın.

27 Nisan 2017 Perşembe

Dünyanın en pahalı 30 kitabı



1 - Dünyanın en pahalı resimlerinden dünyanın en pahalı kitaplarına

Dünyanın en pahalı resimlerini değerlendirdiğim yazımdan sonra, bu sefer de dünyanın gelmiş geçmiş en pahalı 30 basılı kitabı, el yazması ve belgesini mercek altına alacağım (i).

Bahse konu 30 eserin görseliyle kısa künye bilgisini paylaşmadan önce, bunlara kuşbakışı bakmakta ve bazı olguların altını çizmekte fayda var. 

25 Nisan 2017 Salı

İbn-i Sîna, Canonis Medicinae, Roma, 1593




İbn-i Sina ya da tam ismiyle söyleyecek olursak Abū ʿAlī al-Ḥusayn ibn ʿAbd Allāh ibn Al-Hasan ibn Ali ibn Sīnā (980 Buhara - 1037, Hamedan) sadece İslâm aleminin değil, bütün insanlık camiasının en büyük tabip, eczacı, fizikçi, filozof ve yazarlarındandı. Batı Dünyasında Avicenna diye bilinen İbni Sina'nın asırlar boyunca hem Doğuda ve hem de Batıda ders kitabı olarak okutulan El-Kanun fi't-Tıb (Tıpta Kanun) kitabının Latinceye yapılmış 10 çevirisi mevcuttur. Bunlardan 1593'de Roma'da yapılan bir çeviriye ait çok nadir bir nüshanın görselini paylaştım yukarıda.

ibni sina ile ilgili görsel sonucuibni sina eserleri ile ilgili görsel sonucu

Daniel Defoe Türk casusu muydu?



Okunulan satırların başlığında hayatının tarihimizi ilgilendiren gizemli ve tartışmalı bir yanına işaret edilen modern İngiliz (ve hatta dünya) edebiyatının kurucu babalarından Daniel Defoe (1660 (?) - 1731, 24 Nisan) öleli neredeyse 3 asır olacak. O, ölümsüz eseri Robinson Crusoe sayesinde, çokça dillendirilen bir popüler deyişle, hepimizin hayatına / hayalhanesine bir şekilde dokunmasını bilen yaratıcı yazarlardandı. Onun, başlıkta sorgulandığı üzere, Osmanlı / Türk casusu olup olmadığı konusunu ilerleyen satırlara bırakıp, hayatının satır başlarına kuş bakışı değinelim diyorum.

robinson crusoe ile ilgili görsel sonucu
Robinson Curosoe'nun ilk baskısı.

14 Nisan 2017 Cuma

ELMA: Küçük meyvenin büyük sırrı - 1

İlgili resim

0 - Giriş / prologue / medhal:

Okumakta olduğunuz metin, üç bölümden oluşan conspirative (komplo teorisi temelli) bir yazı serisinin ilkidir. 

Komplo teorilerinin, sadece bu topraklarda değil, dünyanın hemen her yerinde ciddi miktarda alıcısının, müşterisinin olduğu yadsınamaz bir gerçek. İletişim olanaklarının geliştiği 19. asır ortalarından itibaren yaygınlık kazanan bu teorilere göre 'dünyaya (evrene, varoluşa) dair aklınıza gelebilecek hemen her şeyin sevk ve idaresi (çoğunlukla yahudiler, siyonistler, masonlar, komünistler, sabetaycılar, İlluminaticiler, haber alma servisleri, Kraliçenin Adamları, Vatikancılar, Bilderbergciler ve bazı durumlarda da 'uzaylılar' dan oluşan) çok ama çok küçük bir fesat çetesi tarafından 'perde arkası'ndan gerçekleştirilir. Bizim 'dünya halleri'nin failleri sandıklarımız, diğer bir deyişle, ortalıkta görülen önemli ve önemsiz 'aktörler', aslında, perde gerisindeki bu 'GERÇEK FAİLLER' tarafından oynatılan kuklalardan başka bir şey değillerdir. Bu sayıca çok küçük fesat çeteleri, insanlığın geride kalan ezici çoğunluğunun bilgi eksikliği sayesinde, çok büyük maddi kudretler biriktirmiştir. Fesat çetelerinin egemenliği bilinen tarih boyunca süregelmektedir.'

Temel tezlerini kuşbakışı özetlediğim komplocu yaklaşımlara dair olan devasa literatürün internetten erişilebilecek kısmında, bir sürü abuk subuk ve deli saçması iddianın yanı sıra, (büyük kısmı eleştirel olan) çok ciddi çalışmalar da bulunmakta elbette. İnsanlığın komplo teorilerine olan meylini (ihtiyacını), onun şaman ve pagan dönemlerine dayandırmakta bazı araştırmacılar. Açıklayamadığımız, anlamlandıramadığımız antite, süreç ve fenomenlerin sorumluluğunu bizden çok daha güçlü (kudretli) 'FAİLLER'e havale etme yaklaşımının, atalarımızın, yukarıda işaret edilen, dünya hallerini doğaüstü / doğa ötesi kuvvetlere (arketiplere) referans vererek anlamlandırma çabalarından tevarüs ettiğimiz bir alışkanlık olduğu iddiası, söz konusu araştırmacıların altını çizdikleri önemli hususlardandır.

İlerleyen satırlarda 'ELMA', hayatımızda işgal ettiği yerin bütün cephelerini kucaklamaya çalışan bir anlayışla ve komplo teorileri perspektifinden ele alınacaktır. 
Bunu yaparken de, sizlerle elma merkezli birçok soru paylaşacağım, ancak bunların cevaplarını bu yazıda ve ikincisinde vermeyeceğim. Konu kendisine ilginç gelen okurun, ona dair şahsi araştırmasını yapacağını ve aşağıda dillendirilecek olan soruların cevaplarını internetten rahatlıkla bulabileceğini düşünüyorum. Üçüncü ve son yazının finalinde, elma merkezli komplo teorisini açıkladığımda, bu sorulara dair genel bir cevap da olacaktır haliyle.

1 - Başlık önemli

Bir metnin başlığı onun giriş kapısıdır, vitrinidir, okura yapılmış bir davet(iye)dir; bu bakımdan da önemlidir hiç kuşkusuz. 

Okunulan satırlara 'ELMA: Bizi cennetten kovduran, Giyom Tell'e İsviçre'yi kurduran, Osmanlı sultanlarını peşinden koşturan, Newton'a Evrensel Çekim Yasasını bulduran, New York'a ruhunu aşılayan, Pamuk Prensesi derin uykulara daldıran, Alan Turing'i öldüren, Steve Jobs'u dünyanın en buluşçu ve en zenginlerinden biri yaptıran, oyun sırasında ismi zikredildiğinde saklanılan yerden çıkılan, masalların sonunda gökten daima hat trick yaparak düşen, yarısıyla gönül alınabilen bu meyve sadece basit bir yemiş olabilir mi?' başlığı daha çok yakışırdı hiç kuşkusuz. Öte yandan, kolaylıkla anlaşılabilecek pratik gerekçeler yüzünden, bu uzun başlık yerine, 'ELMA: Küçük meyvenin büyük sırrı'nı tercih etmek durumunda / zorunda kaldım. 

Başlıkta da işaret edildiği üzere, ELMA'nın, bu küçük meyvenin büyük anlam dairesine, zengin kosmosuna girmeye, onun ihtiva ettiği çok katlı / çok katmanlı sırların kapılarını aralamaya hazır mısınız? 


İlerleyelim o halde......

Burası dünya YâHû, burası bu kadar işte



Yukarıdaki görsele yapılmış yorum ilâve lâfa gerek bırakmamış.

Onu Twitter hesabında paylaşan @AlaattinCAGIL'a teşekkür ederim.

6 Nisan 2017 Perşembe

'Mutlular Diyarı'nın tek mutsuzu ya da ontolojinin epistemolojiyle imtihanı

Siyah Beyaz Çizgiler ile Oluşturulmuş 10 Anlamlı Çizim

'Râviyân-ı ahbâr ve nâkılân-ı âsâr ve muhaddisân-ı rûzigâr şöyle rivâyet ederler ki' kürre-i arz'ın bir yerinde üç vakit önce bir belde vardı. O beldede bir kişi hariç, herkes mutluydu; hem de öyle böyle değil, adamakıllı mutluydu. 'Mutlular Diyarı' ismi, anlayacağınız, hak edilmiş bir niteleme idi o belde için.

Mutsuz olan o tek kişinin mutsuzluğu diğerlerinin mutluluğuna şahit oldukça, katmerleniyor, büyüyor, şiddetleniyordu. Mutsuzun mutsuzluğu ile mutluların mutluluğu arasında doğrusal bir korelasyon olduğu da mezkûr rivayetlerin bir parçasıydı. İşte bu yüzden de mutluların mutluluğu, o tek mutsuzun mutsuzluğu arttığı nispette artıyordu.
epistemology ile ilgili görsel sonucuepistemology ile ilgili görsel sonucu