hezarfen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hezarfen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bîrûnî (Beyrûnî): bir hezarfen, rönesansın önünü açan bir mucize insan

biruni (beyruni) pullar ile ilgili görsel sonucubiruni (beyruni) pullar ile ilgili görsel sonucuİlgili resim
Çeşitli ülkelerin posta idarelerinin Bîrûnî hakkında bastırdıkları pullardan üçü.


1 - George Sarton: ‘11. asır Bîrûnî (Beyrûnî) çağıydı’(1)

Bilim tarihiyle bir nebze ilgilenenlerin bile haberdar oldukları, konuya aşina çevreler tarafındansa alanının ‘Bible'ı (İncil) kabul edilen bir şaheser vardır: ‘Bilim Tarihine Giriş’ (‘Introduction to the History of Science’)(2). Batı Medeniyet dairesindeki bilim insanlarınca, bilim tarihçiliğinin 'yalvaç'ı kabul edilen George Sarton'a aittir bu başyapıt.

Rekin Teksoy: toplumcu bir sinemacı, çevirmen ve ansiklopedist

rekin teksoy ile ilgili görsel sonucu
http://birdirbir.org/wp-content/uploads/rekinteksoy.jpeg

0 - medhal:

Dante'nin ölümsüz eseri İlahi Komedya'nın (Oğlak Yayıncılık tarafından 1999'da basılan) Türkçedeki ilk tam baskısının altını çizdiğim bazı dizlerini tekrar okuyorum şu sıralarda. Bunu yaparken de, hem Dante'nin hayal gücüne, üslûbunun mükemmelliğine ve hem de eseri dilimize kazandıran çok yönlü kültür insanı Rekin Teksoy'un İtalyancaya ve Türkçeye olan hakimiyetine  bir kez daha hayranlık ve saygı duymaktan alıkoyamıyorum kendimi.

5 yıl önce kaybettiğimiz Rekin Teksoy'u, vefatının hemen kabinde yazdığım aşağıdaki yazı ile anmanın ve hatırlatmanın anlamlı olacağını düşündüm.


1 - Rekin Teksoy, aynı kumaştan dokunduğu abidevi şahsiyetlerin diyarına gitti


Saat 12.00 sularıydı; mutâd olduğu üzere, haber kanalları arasında zap yapıyordum. Tabii, bu arada, dünya ve Türkiye gündeminin nabzını sıcağı sıcağına tutabilmek adına, twitter’ı gözlem altında tutmayı ihmal etmediğimi de eklemeliyim (i). 

İşte tam o sırada gördüm Rekin Teksoy’un (1928 – 30 Mayıs 2012) ölümüne dair olan o ilk tviti. Hayatımın çeşitli evrelerinde entelektüel ve moral ‘parmak izleri’ olan Teksoy’u da kaybetmiştim ve ben biraz daha ‘ıssız adam’ olmuştum.