Yakın zamanda paylaştığım 'Peşin hüküm verme, ardını düşün: kadim bir Çin meselinin hatırlattıkları' başlıklı blogumun ilham kaynağı gibi, çok uzun bir süre önce okuduğum ve fakat Çin mi, yoksa Japon menşeyli mi olduğunu net hatırlayamadığım, öte yandan, Uzak Doğu menşeyli olduğundan da emin olduğum; hikmetli finali, beşeri pratiklere ışık tutabilecek, rehber olabilecek mahiyette olduğundan pek sevdiğim bir meseli / masalı / kıssayı, aklımda kalan kırıntılarını kendimce tamamlayarak ve onu ilk paylaştığım Aralık 2017'den tam 7 yıl sonra, güncellediğim aşağıdaki yeni haliyle, tekrar paylaşıyorum:
Büyük ve kadîm Asya coğrafyasındaki bir memlekette, o yıl kış pek yaman geçiyormuş.
Öyle ki, bütün akarsular ve göller buza kesmiş; nefes alırken ciğerleri soğuk havadan zarar gören insanlar hastalanmış, yaşlılar, bunlardan epeycesi hayatlarını kaybetmiş. Soğuk öylesine amansızca çökmüş ki, Küçük Asya'da asırlar sonra bir seyyahın anılarında dillendirdiğine benzer şekilde 'damdan dama atlayan kediler donup öylece havada kalakalmış'.


