Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Fermanı) 803 yaşında

Gömülü resim için kalıcı bağlantı


Özgürce düşünme, bunları kamusal alanda özgürce paylaşma; özgürce örgütlenme, inanmak istediğine özgürce inanmak ve bunu kamusal alanda görünebilir kılabilme hakları hava kadar, su kadar zaruridir insan için.

Bu satırları, Cumhuriyet Gazetesi'nin 20 Haziran 2016 tarihli nüshasında yayınlanan Ergin Yıldızoğlu'nun makalesinin okuyunca yazmak gereğini hissettim (http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/554087/Fasist_vakitlerin_kiyisindayiz_artik_.html). Yıldızoğlu'na göre insanlık, verili aktüel uğrakta, ölen carî kapitalizmin yerine yenisini inşaa etmekte başarılı olamadığı için, küresel bir faşizm riskiyle karşı karşıya ne yazık ki.

Özgürlük deyince Magna Carta'yı anmamak mevzuyu eksik bırakmak anlamına gelir.
2018 Ağustos'u itibarıyla 803 yaşında olan Magna Carta belgesi Batı Dünyası'nın ilk özgürlük ve demokrasi manifestosudur.

Magna Carta'nın, yerel lordlar (feodal senyörler, yerli mütegallibe) lehine olmak üzere, kralın yetkilerini sınırlayan içeriği bakın bir karikatür vasıtasıyla nasıl da
hicvedilmiş:
magna carta libertatum ile ilgili görsel sonucu
15 Haziran, diğer bir çok şeyin yanı sıra, Magna Carta'nın imzalandığı gün olarak da düşülmüştür tarihe. Özgürlükler bakımından fevkalâde önemli olan bu tarihi belge için sözü Wikipedia'nın ilgili maddesine bırakıyorum:

Magna Carta imzalanıyor.
'Magna Carta(Büyük Ferman) veya Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Fermanı), 1215 yılında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Bu belge ile kral ilk kez yetkilerini kısıtlamış ve halka bazı hak ve özgürlükler tanımıştır. Günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin en önemli basamaklarından birisidir. Aslen, Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında, kralın yetkileri hususunu karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır. Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılıyordu.
Vatandaşların özgürlüklerini belirlemekten çok, toplum güçleri arasında bir denge kuran Magna Carta, kralın sonsuz olan yetkilerini din adamları ve halk adına sınırlamıştır. Magna Carta’nın 39. maddesi, fermandaki en önemli ifadelerden biridir. Bu madde sayesinde günümüz hukuk sisteminin temelleri atılmıştır. 

İşte söz konusu o 39. madde: 
'Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır'.

Wikipedia'dan özetle ve mealen aktardığım yukarıdaki satırlardan sonra, hayati önemine binaen, bir kere daha vurgu yapmakta fayda görüyorum: insan nasıl havasız ve susuz yaşamazsa, onurlu insanlar da özgürlükleri ellerinden alındığında boğulurlar, yaşayamazlar.

Öte yandan, Çetin Altan'ın deyişiyle 'enseyi karatma'ya, karamsarlığa kapılarak 'öldük, bittik, mahvolduk!?!' şeklinde dövünmeye de gerek yok doğrusu; insanlık Magna Carta Libertatum'un gerisine düşmeyi kabullenmeyecek, hürriyet arzusu ve talebi, baskılara ve kabaran global faşizm dalgasına galebe çalacaktır eninde sonunda.

Yorumlar