Şahan Gökbakar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şahan Gökbakar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dilber Ay: 'kendimi sömürtmek zorunda mıyım?' derse, Şahan Gökbakar ne cevap verir?




6 yıl önce hayatını kaybeden Türk Halk Müziği ve arabesk sanatçısı Dilber Ay Karakaş (1 Ocak 1956 - 29 Nisan 2019) hakkında tam 13 yıl önce yazdığım bir yazıyı, virgülüne dokunmaksızın, taşıdım blogumun başına.
40 yıllık Dilber Ay, 2012 Türkiye’sinin yeni popüler kültür ikonu oldu

Son zamanlarda; sanal alem, sosyal medya, tv kanalları ve yazılı basın gibi bütün mecralarıyla Türkiye’de ciddi bir Dilber Ay fırtınası esiyor. Bu durumda da, (bu satırların yazarı gibi) bir ‘araştırmacı ve soruşturmacı net-citizen’ için ‘Neden Dilber Ay ve niçin şimdi? sorusunun peşine takılmak son derece de normal ve rutin bir faaliyete dönüşüyor. Esasen, aynı sorgulamayı şu şekilde de formatlamak pekalâ mümkündür:Ne oldu da, 40 yıldan beri, kendi mecrasında icra-ı sanat eyleyen Dilber Ay, ana akım medyası tarafından birdenbire keşfediliverdi ve neredeyse her gece, önemli bir ulusal kanalda canlı yayına çıkarılmaya başlandı? Aslına bakılırsa, bu furyanın start almasının, bir diğer deyişle, sanatçının, sadece, kabaca 40 yıldır izleyeni olan o klasik ve belirli alt kültür gruplarınca bilinir ve kucaklanır olmaktan çıkıp, geniş yığınların ‘radarına takılma’ya başlayarak gerçek bir ‘popüler kültür ikonu’ oluşunun kaynağını;  izlediği ‘sui generis (nev-i şahsına münhasır) genel yayın politikası ve bunun alt bileşenleri olan enteresan program formatları sayesinde, özel bir seyirci kesimini kendisine bağımlı kılmayı (hatta fanatiği yapmayı) başaran Flash TV’deki o ‘emsalsiz’ programda, ‘Kadere Mahkûmlar’da[i] teşhis etmek mümkündür.  

Şahan Gökbakar, ya da Recep İvedik nam 'sanatçı', 1 Mayıs'ta biber gazı yiyenlere 'kaşınmasaydınız olm' diye çemkirdi





Şahan Gökbakar, 1 Mayıs 2013’de, İstanbul’da gelişen müessif hadiseler sırasında, üzerlerine barbarca tazyikli su ve ‘biber gazı’ denilen zararlı kimyasal ajanlar sıkılan yurttaşlara, ‘kaşınmasaydınız, kendi düşen ağlamaz!’ diye çemkirmiş.

Öyleyse, benim de, bu Recep İvedik nam zata edecek iki çift lâfım olacak.

Bu çerçevede olmak kaydıyla önce, dört tane hüküm paylaşacağım, ardından da bunlara kısacık bir  cümleyle cevap vereceğim: