

Namlı hubristiklerden Obama ve onun gibilerin belâlısı intikam tanrıçası Nemesis.
0 - prologue - medhal
İlerleyen satırlarda 'selfie alışkanlığımızın giderek küresel bir klinik narsistik tabloya işaret etmesi....bu global narsizmin, insanlığı pençesine düşüren (meşruiyetini, Dünya'nın ve hatta Kozmos'un seçilmiş, kutsal, ayrıcalıklı varlığı olduğuna inanmaktan alan bir cüretkârlıkla, verili kaynakları doyurulamaz bir iştahla talan etmek şeklinde kendini gerçekleştiren) bir büyük ve tehlikeli kibrin ve tüketim çılgınlığının da tezahürlerinden olması....kadın ve erkek insan öznelerin, bu narsist ve müstekbir hallerinin, ayna simetrisi olarak, narsist ve müstekbir liderleri tercih edişi....verili kaynaklarla o çok sorunlu ilişkisine yukarıda değindiğim insanlığın, iklimin olumsuz bir istikamete evrilmesine el birliğiyle yaptığı katkı sonucunda, gezegenimizin birkaç kuşak sonra (distopik mahiyetteki bir çok kurmacada, meselâ İnterstellar filminde yansıtıldığı üzere) yaşanılabilir bir yer olmaktan çıkabilecek olması....bu gelişmelerin 'antroposen' denilen bir büyük insan kökenli yok oluşun adım adım gerçekleşen fazlarını oluşturması...söz konusu bu distopik ve projektif tasvirlerde, girdiği krizlere ürettiği her çözümün bir öncekinden daha derin bir krize neden olması gibi bir açmaza ve çözümsüzlüğe dûçâr olan kapitalist üretim tarzının iflasının ve çürümüşlüğünün dominant kurucu unsur olması...bütün bu hususların bileşkesi ve müşterek vektörü olarak da, Narkissos'u ve Nemesis'i istihsal ve istimal eden klasik Grek medeniyet havzasının o pek bilinen maximi 'Nemesis versus hubris!'in (bir diğer deyişle, modern zihnin metaforik ve mitolojik olarak algıladığı ve fekat esasen bir 'Meta-Realite' olan ve Kozmos'umuza görece meta bir level'da - seviyede - boyutta konumlanmış olan İDEA'nın, aktüel maddi ve gayrimaddi antite, fenomen ve süreçlerdeki yansıma ve izdüşümlerinin toplamının) hükmünü acımasızca icra ederek, Dünya'daki maceramızı sona erdirmesi ihtimalinin giderek kuvvetleniyor oluşu....temaları, birbirlerine, olabildiğince, organik ve dış alemdeki - fizik dünyadaki hakikatleriyle mutabık olarak, artiküle edilmeye çalışılacaktır.
1968'de gösterime giren '2001: A Space Odyssey'den bu yana çekilmiş (birçok izleyicisi için olduğu gibi, bana göre de) en başarılı bilim kurgu filmi olan Interstellar, distopik bir Dünya projeksiyonu üzerinden insan türünü kurtarma çalışmalarını konu alıyor.
1 - Severim Ergin Yıldızoğlu'nu (EY); o da o maksimi
Dünya halleriyle, insanın faili (öznesi) ve mef'ulü (nesnesi) olduğu fiiller karşısındaki umumi yaklaşımını genellikle karamsar bulmama; çözüm önerilerini ise bazen radikal, yer yer de ütopik ve romantik ve gerçekleşme şansı düşük projeler olarak görmeme karşın, tespit ve analizlerini (zihin açıcı, düşündürücü manasında) provokatif, (araştırma / soruşturma merkezli bir eylemliliğe teşvik etmek bakımından) müteharrik ve (müesses / verili düşünme kalıplarını reddetmeye ve genel kabul gören anlayışların konfor odalarında rahat etmektense, meçhul rotalara çevrilmiş hiç çiğnenmemiş patikalarda çıkılan tekinsiz ve teklifsiz seyahatlerin cazibesini tercih etmeye özendirme anlamında) ufuk açıcı, yanı sıra da, görüş alanına giren 'Olay Ufku'nu genişletici bulduğum için, vazgeçilmez beslenme kaynaklarımdan olan Ergin Yıldızoğlu'nun metinlerinde sıklıkla karşılaştığım bir aforizmadır 'Nemesis versus hubris!'. Ki, mezkûr maxim, bu metnin asal ekseni - omurgası - temel tezidir aynı zamanda. 'İntikam Tanrıçası kibrin hesabını sorar - (serbest bir çeviriyle ise) ilâhi adalet / Kozmik Şuur müstekbire galebe çalar' anlamındaki maxim, antik Grek bilgeliğinin, hakikatle olan mutabakatı yüzünden, aktüalitesini muhafaza eden numunelerindendir.
Tescilli moron - hubristic - mitoman - narsist Trump ve onun kadar olmasa da, insanlığın ve gezegenimizin toplam menfaatleri için çalıştıkları noktasında çok da inandırıcı olamayan ve güven vermeyen Clintongiller.

1968'de gösterime giren '2001: A Space Odyssey'den bu yana çekilmiş (birçok izleyicisi için olduğu gibi, bana göre de) en başarılı bilim kurgu filmi olan Interstellar, distopik bir Dünya projeksiyonu üzerinden insan türünü kurtarma çalışmalarını konu alıyor.
1 - Severim Ergin Yıldızoğlu'nu (EY); o da o maksimi
Dünya halleriyle, insanın faili (öznesi) ve mef'ulü (nesnesi) olduğu fiiller karşısındaki umumi yaklaşımını genellikle karamsar bulmama; çözüm önerilerini ise bazen radikal, yer yer de ütopik ve romantik ve gerçekleşme şansı düşük projeler olarak görmeme karşın, tespit ve analizlerini (zihin açıcı, düşündürücü manasında) provokatif, (araştırma / soruşturma merkezli bir eylemliliğe teşvik etmek bakımından) müteharrik ve (müesses / verili düşünme kalıplarını reddetmeye ve genel kabul gören anlayışların konfor odalarında rahat etmektense, meçhul rotalara çevrilmiş hiç çiğnenmemiş patikalarda çıkılan tekinsiz ve teklifsiz seyahatlerin cazibesini tercih etmeye özendirme anlamında) ufuk açıcı, yanı sıra da, görüş alanına giren 'Olay Ufku'nu genişletici bulduğum için, vazgeçilmez beslenme kaynaklarımdan olan Ergin Yıldızoğlu'nun metinlerinde sıklıkla karşılaştığım bir aforizmadır 'Nemesis versus hubris!'. Ki, mezkûr maxim, bu metnin asal ekseni - omurgası - temel tezidir aynı zamanda. 'İntikam Tanrıçası kibrin hesabını sorar - (serbest bir çeviriyle ise) ilâhi adalet / Kozmik Şuur müstekbire galebe çalar' anlamındaki maxim, antik Grek bilgeliğinin, hakikatle olan mutabakatı yüzünden, aktüalitesini muhafaza eden numunelerindendir.

Tescilli moron - hubristic - mitoman - narsist Trump ve onun kadar olmasa da, insanlığın ve gezegenimizin toplam menfaatleri için çalıştıkları noktasında çok da inandırıcı olamayan ve güven vermeyen Clintongiller.
