Eğer nötrino ya da bir başka şey gerçekten ışıktan hızlı hareket edebiliyorsa, bu; Benjamin Button'ın yaşamı gibi, yaşlı doğup bebek ölmek şeklindeki sağduyuya aykırı olayları mümkün kılabilecektir

Bilim dünyası panikte!

 

Bilim dünyası panik içinde. Zirâ, Einstein’ın İzafiyet Teorisi çökmek üzere.
Malûm, bu teori modern bilimin dokunulmazı, ‘Kutsal İnek’i, tabusudur. Şayet bu gerçekleşir ve söz konusu teori çöpe atılırsa, özel olarak fizikte ve genel
olarak da olgusal (pozitif) bilimlerde son 100 yıldır kaydedilen gelişmelerin büyük kısmının gerçeklikle mutabakatı sorgulanır hale gelecektir.
Bunun nedeni, İtalya’daki, CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi)’ne bağlı Gran Sasso yer altı laboratuarlarında 3 yıldır yapılan deneylerde, nötrinoların* ışıktan, daha hızlı hareket ettiklerinin saptanmasıdır.

Bunlar ne anlama geliyor?

Bu, teknik olarak özetle şu anlama geliyor:
Işık saniyede 299,792,458 metre yol alırken, nötrino aynı zaman biriminde 299,798,454 metre mesafe kat etmekte. Bir diğer deyişle, nötrino 1 saniyede, ışığı oluşturan temel birimler olan fotonlardan 5,996 metre daha fazla yol almakta.
Anlayacağınız, bu deneyleri esas alacak olursak, nötrinonun, ışıktan, 1 saniyede 60 nanosaniye (1 nanosaniye, saniyenin milyarda birine eşdeğerli zaman birimidir) daha hızlı hareket ettiğini söylemek durumundayız. Projeye katkı veren bilim insanları, söz konusu deneyler temelinde yürütülen sayısız hesaplamalarda, gözlemlerinin doğrulandığına işaret ederken, yapılan hesaplarda 10 nanosaniyelik bir yanılma payı olduğunu da eklemeyi ihmal etmiyorlar.
‘Peki, ne var bunda, ne olmuş yani nötrinonun hızı ışığı azıcık geçmişse?’ denildiğinde cevap çok kritiktir. Evrendeki ‘herhangi bir şey’in hızının ışığı geçmesi, evrenin yapısında köklü değişikliklere neden olacak denli önemlidir.

Işık demek varoluş demektir, bilinç demektir, evren demektir.

Işık sadece evreni algılamamızın, görsel farkındalığımızın olmazsa olmazı değil, aynı zamanda varoluşun temel unsurlarındandır. Işık olmasaydı ne varlık, ne bilinç ve ne de evren olabilirdi. Bible’ın ‘ışık olsun!’ (let there be light, Latincesi 'fiyat lux') dizesiyle başlaması tesadüf değildir. Işık yoksa hiçlik, yokluk, karanlık ve kaos var demektir. Görsel algılamamız, görsel farkındalığımızın temelindeki unsur olan ışık, aynı zamanda sebep-sonuç ilişkisinin ve sağduyumuzun da temelindeki unsurdur. Şayet, evrendeki herhangi bir şeyin hızı ışık hızından fazla ise, o şey üzerinden taşınacak bilgi, malzeme ya da enerji yüzünden sebep – sonuç zinciri kırılacak, böylelikle de sağduyuya, akla, mantığa aykırı süreçler cereyan edecektir. Bu bahsi, ışığa dair temel bir hakikatle tamamlayacağım. Işık hızı, aynı zamanda, İzafiyet Teorisine göre, evrenin sabit olan, bu bakımdan da, bütün varoluşsal süreçlerinin değerlendirilmesinde referans olarak kullanılabilecek olan yegâne niceliksel büyüklüktür.

Benjamin Button’ın garip hikâyesi gerçek olur mu?

Benjamin Button’ın hikâyesini hatırlayacaksınız. Söz konusu filmde, 80 yaşında dünyaya gelen ve geçen her yılla birlikte bir yıl yaşlanan bir adamın akla, mantığa, sağduyuya aykırı olan hikâyesi anlatılmaktaydı. B. Button, doğum tarihine göre 80 yaşında, ancak gerçekte yeni doğmuş bir bebek olarak ölecektir sevdiği kadının kucağında. Şayet, ışık hızından daha hızlı yayılan ‘bir şey’ içeriyorsa evren, bu durumda, pekalâ, evrenin bir yerlerinde, B. Button’ın garip öyküsünü andıran gelişmelerin cereyan etmesi beklenebilir.

İsmet Berkan’ın konuya dair hatası neydi?

Uzunca bir süredir Pazar günleri popüler bilim yazıları yazan İsmet Berkan, son 2 Pazar okuyucusuyla  yukarıdaki konuya dair görüşlerini paylaşmıştı. Yazarın, bu yazılardan ikincisinde, 2 Ekim 2011, Pazar günü Hürriyet’teki köşesinde yayınlanan son makalesinde kullandığı başlık ise, ne yazık ki onun bu konudaki yetkinliğini bilenlerin kendisine yakıştıramayacakları denli fahiş bir mantık hatası içermekteydi. ‘Ali ile Ayşe’nin aşkına Einstein mi engel oldu’ şeklindeki başlık, yazarın bunu takip eden metninin içeriğiyle taban tabana zıttı. Aslında, Einstein’ın İzafiyet Teorisi, evrende ışıktan hızlı hiçbir şeyin olmadığını ileri sürerek, sebep – sonuç zincirinin kırılmasına ve sağduyuya aykırı olayların yaşanmasına mani olan en temel önermedir. Bu ise, İsmet Berkan’ın yazısına seçtiği başlıkta dile getirdiği üzere, Ali ile Ayşe’nin aşkına engel değil, bilâkis bu aşkı ve onu takip etmesi olası mutlu bir evliliği destekleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

Hakikaten nötrinolar ışıktan hızlı gitmiş olabilir mi?

Buna dair testler, deneyler ve hesaplamalar devam etmektedir. Bu yüzden de konu hakkında  kesin bir hüküm vermek için yeterince veri yoktur elimizde. Bilim insanları, konuya dair yeni gelişmeleri bizlerle paylaştığında tekrar döneceğiz bu mevzua. Ancak yine de, burada şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim. Şayet nötrinoların ışıktan hızlı olduğu doğruysa, bu, sadece Einstein'ın, yazımın girişinde 'bilimin Kutsal İnek'i, tabusu, dokunulmazı şeklinde nitelendirdiğim İzafiyet Teorisi'ni mezara gömmekle kalmayacak; aynı zamanda da, yakın ve orta istikbalde etkilerini din, felsefe, ahlâk, bilim, sosyal yaşam, ideoloji alanlarında derin bir şekilde hissettirecek olan çok önemli ve çok temel bir buluşla da karşı karşıyayız anlamına gelmektedir.
Aşağıdaki linkler, konunun meraklısınca okunmayı hak eden özet bilgileri içermektedir.

http://www.hurriyet.com.tr/planet/18814390.asp ,
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18821313.asp
*Nötrino, elektronun kütlesine sahip olan, ancak elektrikç e yüksüz (nötr) olduğu için onun gibi elektomanyetik alanlardan etkilenmeyen bir atom altı parçacıktır. Elektron gibi, kütlesi ihmal edilebilir derecede küçük olduğu için, nötrino da, onun gibi ışık hızına yakın hızlarda hareket edebilmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder