'Lost in translation' ya da zordur çeviri

translation is hard issue ile ilgili görsel sonucu

Zor iştir çeviri; büyük sorumluluk ister, ciddi odaklanma ve motivasyon ister, hem kaynak ve hem de hedef dillere derinlemesine vakıf olmayı gerektirir, nankördür, meşakkatlidir, yorucudur.

İfadenin içerdiği kadını ötekileştirici, sexist, erkek egemen alt metne karşın, meselenin esasına dair sağladığı açılım yüzünden kullanacağım dilimize pelesenk olmuş (Can Yücel'e nispet edilse de, gerçekte kimin söylediği konusu halâ muğlak olan) o popüler deyişin de dillendirdiği gibi:

'Çeviri kadın gibidir: güzeli sadık, sadığı ise güzel olmaz'.

Birçokları gibi benim için de Oscar Wilde'ın baş yapıtı olan The picture of Dorian Gray'in önsözündeki 'the highest as the lowest form of criticism is a mode of autobiography' için:

'eleştirinin en insaflısı kılığındaki en ağırı özyaşam öyküsü tarzıdır' 

karşılığını düşündüm.

İçime sinmedi ama, daha iyisini de bulamadım doğrusu. İngilizcesine güvendiğim dostlara danışmaktan başka bir çıkar yolum kalmamıştı.


Nitekim onların bazılarından beklediğim karşılıklar da geldi.


Bunlardan en kapsamlı ve doyurucu olanı değerli dostum Tanol Türkoğlu'na ait olanıydı.
Onu paylaşıyorum önce:


'Orijinal cümlenin girişi, bence temel İngilizce kurallarını zorlayıcı nitelikte. O nedenle yoruma açık kalıyor. Ben şöyle öneriyorum. Cümle aslında şöyle yazılmak istenmiştir :  


"the highest (as the lowest) form of critisim is a mode of autobiography"
*
Bu durumda şöyle tercüme edilebilir : 

En ağırı kadar, en insaflı eleştiri biçimi bile bir özyaşam öyküsü tarzıdır.
Bunu biraz törpülersek; şuna dönüştürebiliriz: 
Eleştirinin en ağırı kadar en insaflı biçimi bile bir özyaşam öyküsü tarzıdır.
VEYA
Eleştiri ağır da olsa insaflı da olsa sonuçta bir özyaşam öyküsü tarzıdır.
(veya buna benzer türevler)
*
Eğer orijinal cümle şöyle olsaydı; sanırım senin tercümen cuk otururdu gibi geliyor bana : 
"the lowest as if the highest form of critisim is a mode of autobiography"
*
Orijinal tümce bize şu mesajı veriyor : Hangi kılıkta olursa olsun, eleştiri yaparken aslında kendinden bahsediyorsun. Acımasız eleştiriyorsan kendine karşı acımasızsın, insaflı eleştiriyorsan kendinle nispeten daha barışıksın.
Senin tercümede ise anlam biraz şuna kayıyor; özyaşam öyküsü tarzındaki eleştiri aslında insaflı kılığına bürünmüş ağır biçimde olandır. Bu da insaflı eleştirinin bile aslında bir özyaşam öyküsü tarzı olduğunu resmin dışına çıkarıyor.
*
Bu arada gördüğüm kadarıyla İngilizce dünyasında da bu cümle tartışılmış. Hatta bazıları cümlenin yanlış yazıldığından şüphelenmiş ama şüphe yok, orijinali bu şekilde'.

Hemen ardından da muhterem Ferhat Özçep Hocam'ın katkısı geldi. 
O da şöyle idi:

'1) Asgari bir eleştiri olarak en yüksek eleştiri biçimi, otobiyografinin bir tarzdır. (yani otobiyografi minimum düzeyde bir eleştiridir.) 

(2) Asgari bir eleştiri kadar en yüksek eleştiri biçimi de, otobiyografinin bir tarzdır. (yani otobiyografi minimum ve maksimum düzeyde bir eleştiridir)'


Her iki dostuma da, değerli katkıları için candan teşekkür ediyorum. 

Sizin, burada paylaştıklarımdan daha iyi olduğunu düşündüğünüz çevirileriniz varsa şayet, paylaşın lütfen.


Yorumlar