Deniz Gezmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deniz Gezmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Avniye Anadol Deniz Gezmiş'in hayatının aşkı (mıydı?)



Türkiye Sosyalist Hareketinin efsanevi ve ikonik lider ve kanaat önderlerinden Deniz Gezmiş (27 Şubat 1947, Ankara – 6 Mayıs 1972, Ankara), dava arkadaşları Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'la birlikte, 6 Mayıs 1972'de idam edilmişti.



İlk olarak 2017 Mayıs'ında gördüm yukarıdaki fotoğrafı, Twitter'da paylaşılmıştı. Hemen akabinde de bu yazının ilk versiyonunu yazarak Mayıs 2017 gibi blogumda paylaştım. İlerleyen zamanla birlikte, diğer birçok metnimin yazım sürecinde yaptığım gibi, bulduğum yeni kaynaklar üzerinden eriştiğim ilâve bilgilerle güncelleyerek onu, ortaya çıkan yeni sürümlerini paylaştım burada. Okunulan metnin güncellenmesine, ona emek vermeye başlamamın üzerinden 9 yıl geçtikten sonra, bugün bile devam etmem, onun, geçmişi 18 yıla erişen ve (bazıları sadece birkaç cümle iken diğer bazıları 30, 50, 100, hatta 150 sayfa hacimlerine erişen)930 civarında metin içeren bu platformun (6 Mayıs 2026 itibarıyla) bir milyona yaklaşan toplam tıklanma oranının neredeyse %10'una erişen bir ilgiye mazhar olmasındandır. Mezkûr metnimin en son gerçekleştirdiğim tadilatla ortaya çıkan aktüel versiyonu şöyledir:

α - porologue / medhal / ön lâkırdı

Bu metinde, bir fotoğraftan hareketle, ilk olarak Deniz Gezmiş'in (bundan böyle DG inisiyali ile gösterilecektir) 'hayatının aşkı' olduğu iddia edilen Avniye Anadol (bundan böyle AA inisiyali ile belirtilecektir) ile olan arkadaşlığı mercek altına alınacak; akabinde 'Kim bu AA?' sorusunun gerçeklikle en çok mutabıkmış gibi gözüken cevabının izi sürülecek; ardından, DG'in çok da bilinmeyen ve lise dönemine ait olan fotoğrafları paylaşılacak; bunları takip eden 'dipnotlar ve bibliyografya' kısmında, okunulan metnin üzerinde yükseldiği belgelere ve referanslara yer verilecek, yanı sıra, mezkûr satırları besleyen yan temalar gündem edilecektir. Metnin en nihayetindeki 'hâmiş / haşîye' başlığı altında ise, müellifin zihninin, yazı yazarken, hangi merhalelerden geçtiğine işaret edilecek ve verili câri üslûbunu domine eden unsurlar ramp ışıkları altına atılacaktır.

1 - DG de sonuçta hisleri olan bir insandı

Bu blogda onu idama götüren sosyo-politik ve sosyo-ekonomik süreçlerden ziyade (bunlar konvansiyonel ve dijital mecralarda kendilerine zaten fazlasıyla yer bulmakta ve adeta devâsa bir külliyat oluşturmaktalar), DG'in 'özel yaşam / hususi hayat' denilebilecek yaşanmışlıklarının bir unsurunu, aşık oluşunu konu edinmemin önemli bir sebebi var. İnsanlık tarihinin en önemli şahsiyetleri bile (gerek kamusal ve gerekse özel yaşamlarında) hatalar yapmış, yanılmış, kaybetmiş, mağlup olmuş, hayal kırıklığına uğramış, hayal kırıklığına uğratmış, üzülmüş ve üzmüşlerdir. Hepsi de bizim gibi, temel ihtiyaçlarını gidermek ve genetik malzemeleriyle endokrinolojik sistemlerinin amir hükümlerine tâbi olmak durumundaydı. Öncelikle bunu mutlak bir ön koşul, diğer bütün hallerin ve koşulların ona bağlı olduğu sarsılmaz ve değişmez bir çıpa, doğruluğu, ispatlanmasına ihtiyaç duyulmayacak kadar aşikâr bir ilke, theorie ve praxisin diyalektik bütünlüğünde eylediklerimizi domine eden (Evrensel Çekim Yasası gibi) kozmik bir kanun, hayatın tabii seyri, Kâinat'ın Tunç Yasası, eşyanın tabiatı olarak kabul ve rehber edinmeliyiz. 

Aksi takdirde, yapıp ettikleriyle toplumlar için ve giderek de insanlığın tamamı için önemli olan kişileri (belki subjektif olarak değil, ama, objektif olarak) insanlıktan titanlığa, ilahlığa terfi ettirmiş oluruz. Bu durumda da onları sorgulamadan, eleştirmeden azade kılar, eyledikleri her şeyi apriori doğru kabul ederiz. 

Bunlardan sakınmak adına, Türkiye Toplumsal Formasyonu'nun sol / sosyalist damarının ikonik simâsı DG'in insanı bir yanına ışık tutmayı tercih ettim.

Bu bahsin ara başlığının da işaret ettiği gibi: DG de sonuçta hisleri olan bir insandı...

2 - Dâva ve mücadele arkadaşlarının tanıklıkları

Çok yakından tanıyan bazı dava ve mücadele arkadaşlarının ifadelerine göre DG, en çok Hukuk Fakültesi öğrencisi AA'u sevmişti. Yakın arkadaşı Mustafa Gürkan'ın tanıklığına bakılacak olursa, DG, şayet yaşasaydı, AA ile evlenir ve mücadelesine öylece devam ederdi.

Doğan Avcıoğlu




1 - Jön Türklerin birikimini kuşanan bir aydın
Jön Türk hareketinin kurucu figürlerinden
Ahmet Rıza Bey (1858 - 1930).

4 Kasım 1983’de aramızdan ayrılan Doğan Avcıoğlu, (son yıllarda kendisine giderek daha az referans verilir olmasına karşın), yakın tarihimizin en önemli düşünce adamı ve siyasetçilerinden birisidir. 1960’lara ve 1970’lere damgasını vuran Avcıoğlu’nun (Jön Türkler'den, özellikle de bu akımın kurucu babalarından ve liderlerinden olan Ahmet Rıza Bey'in elitist pozitivizmi ve jakoben merkeziyetçiliğinden etkilenen) tezleri; sol, sosyalist, ulusalcı, anti-emperyalist, anti-ABD'ci, jakoben ve kısmen de milliyetçi ve muhafazakâr siyasi akımların tasavvur ve tahayyül kozmosları üzerindeki etkisini günümüze değin şu veya bu düzeyde sürdüre gelmiştir. Türkiye toplumsal formasyonunda derin kamplaşmalara ve yarılmalara yol açan, aynı zamanda da cumhuriyet tarihinin en önemli siyasal hesaplaşmalarından olan Ergenekon, Balyozi Casusluk ve KCK gibi davalar, düşünce ve zihniyet düzlemlerinde Doğan Avcıoğlu’ndan ciddi izler taşımaktadır.

2 - Yaşamının önemli dönüm noktaları

1926’da Bursa’da doğan Doğan Avcıoğlu, yüksek tahsili sırasında yurt dışına çıkmış ve Fransa’da sosyal bilimler okumuştur. 1955’de Türkiye’ye dönerek Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde asistan olan Avcıoğlu’nu, hemen akabinde medya alanında görüyoruz.

Deniz Gezmiş'in Filistin fotoğrafları


Mert Can Yılmaz www.teyit.org'da yayımlanan yazısında sosyal medyada heyecan yaratan bir iddianın asılsız olduğunu ortaya koydu bugün(i).

Heyecanın nedeni, Facebook'ta yayınlanmasının akabinde binlerce paylaşım alan ve diğer sosyal paylaşım sitelerinde de viral etkisi yaratan bir fotoğraftı. Deniz Gezmiş'i Filistin'de İsrail'e karşı savaşırken resmettiği ileri sürülen, yazımın başına aldığım, bahse konu sosyal medya hareketliliğinin odağındaki fotoğrafın 1964'de Limasol'da EOKA çetelerine karşı direnen bir Kıbrıs Türküne ait olduğuna işaret eden Mert Can Yılmaz, görselin kaynağını da veriyor (ii). 

Bu kaynaktan söz konusu fotoğrafın 1964 Kıbrıs olaylarını The Observer Gazetesi için fotoğraflayan Don McCulin tarafından çekildiğini öğreniyoruz.  


Deniz Gezmiş'in Filistin'de olduğu sırada İsrail ile giriştiği bir çatışmaya ait olmadığının kanıtlanmasına karşın, (yaşadığımız 'post-truth' çağda dezenformasyon ve misenformasyonun belirleyici olması ve 'ALGI'nın gerçeğe, 'YANLIŞ'ın doğruya ikame edilmesi yüzünden), söz konusu görselin bir müddet daha sosyal medya kaynaklı bir heyecan dalgasının merkezine oturmasını bekleyenlerdenim doğrusu. 

Yeri gelmişken, Deniz Gezmiş'in Filistin'deki yaşantısına da değinmekte fayda var. 1968 1969 yıllarında Türkiye'de gelişen anti-emperyalist, anti-kapitalist, anti-feodal mücadele sırasında yükselen öğrenci - işçi - köylü eylemlerinin önderlerindendi Deniz Gezmiş. Bu süreçte defalarca tutuklandı, aylarca hapsedildi. Hakkında yine tutuklama kararı çıkarıldığı bir sırada, 1969 Haziran sonu - 1969 Eylül başı, arkadaşlarıyla birlikte illegal yollardan Filistin'e giden Deniz Gezmiş, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC) kamplarında askeri eğitim aldı.
Deniz Gezmiş'e FDHKC tarafından verilen kimlik kartı:

Deniz Gezmiş, FDHKC saflarında çarpışan ve güvenlik nedeniyle yüzleri kapatılmış / karartılmış olan çeşitli milletlerden devrimci arkadaşlarıyla birlikte:
 10473058_919566834739646_9031628502388791866_n
FDHKC unsurlarına destek veren bir Filistin köyünün İsrail hava kuvvetleri tarafından yerle bir edilmesinin ardından, aralarında Deniz Gezmiş'in de olduğu uluslararası devrimci tugay mensuplarının olay mahalinde yaptıkları tespit çalışmalarına ait üç görsel (iii), (iv):

Deniz Gezmiş'in Filistin fotoğrafları ortaya çıktı

dipnotlar ve kaynakça:
(i) : https://teyit.org/fotografin-filistindeki-bir-kampta-bulunan-deniz-gezmisi-gosterdigi-iddiasi/
(ii): https://www.nationalgalleries.org/art-and-artists/artists/don-mccullin
(iii): Deniz Gezmiş'in Filistin pratiklerine dair görsellerin kaynağı için bknz.
https://odatv.com/iste-o-fotograflarin-altinda-yatan-hikaye-0712171200.html
https://www.yeniakit.com.tr/haber/deniz-gezmisin-filistin-fotograflari-ortaya-cikti-47859.html
(iv): Deniz Gezmiş'in hayatının çok az bilinen bir kısmına, sevdiği kıza dair olan çok nadir bir fotoğrafla, orta eğitimi hakkındaki az bilinen diğer görsellerini de içeren bir araştırma için bknz: https://ziyaversencan.blogspot.com/2015/12/deniz-gezmisin-en-buyuk-ask-avniye.html

Bülent Ersoy'un iddiası Deniz Gezmiş'i sevenleri isyan ettirdi!



Sayın Bülent Ersoy, muhterem divam, bu satırlar, şahsınız için yazılmış bir açık mektubun girizgâhıdır efendim.


Sanal alemin ve sosyal medyanın 'fevkalâdenin fevkinde' kullanımda olduğu, bir diğer deyişle, ‘her dört kişimizden üçünün internete musallat olduğu (isteyen bunu internetin her dört kişimizden üçüne musallat olduğu şeklinde de okuyabilir), aklımıza estikçe ‘dur bir Hz. Google yapayım da, bu yakınlarda tanıdıklarımdan ya da benden bahseden olmuş mu, olmuşsa ne yumurtlayıvermiş, bi öğrenivereyim’ dediği, bu vb pratiklerin ilköğretim çağındaki bebelere kadar indiği (ya da sirayet ettiği) günümüz Türkiye’sinde, şahsınıza müteveccih bu satırların, er ya da geç size ulaşacağından doğrusu oldukça ümitvarım.