baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dostoyevski ben, ecinnilerin arasından, yeraltından bildiriyorum!


Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (11 Kasım 1821 - 9 Şubat 1881) 

Muzdarib-i kebir fasilesinin yalvaçlarından FMD bundan 199 yıl önce takvimler 11 Kasım'ı gösterirken doğmuş idi.

Cüret-i echel ile onun ağzından aşağıdaki metni serdetmiş idim:


Ben Fyodor Mihayloviç; Yaradan’ın lânetli kulu, aksi ve marazî Rus yazarı, baba katili; bu yüzden işte cezalandırdım ben. Kargışlı, illetli, ecinli hallerimleyim ve işte yeraltından bildiriyorum.

Yoksulluk, kıyas, thymos, öfke ve isyan


İntihar bombacılığı ve thymos

0 - medhal ya da prolegomenon

Yaklaşık üç yıldır 'intihar bombacılarına Hegelyen bir yaklaşım' geliştirmek için okumalar yapıyor, bu temeldeki bir metinde kullanacağım notları çıkarıyorum. Söz konusu metnin tamamlanması zaman alacak gibi gözüküyor. Öte yandan, Facebook'ta gördüğüm bir fotoğraf, mezkûr metnin bir fragmanını paylaşma noktasında kuvvetli bir istek duymama yol açtı (i). Diğer bir deyişle bu imaj, müntehir extremistlerle ilgili bahse konu fragman mahiyetindeki aşağıdaki metnin ebesi oldu (ii).

1 - İnsan en çok neye isyan eder?

Yoksulluk zor zanaat doğrusu...

'Dün de böyleydi bu, bugün de böyle...' diyerek temellendirme gayreti içine giriyordum ki giriş argümanımı; aktüel teknolojik imkânların insanlığa sağladığı habere erişim potansiyeli yüzünden, vazgeçtim bu kabil bir girizgâhtan.

Öyle ya, akıllı telefonlar ve internet sayesinde, an itibarıyla, yaklaşık 3.3 milyar insan sürekli online'lar ve bu sayede de dünyanın her tarafından akan sınırsız bilgiye muhatap oluyorlar. Bu keyfiyet, online olduğumuzda, dünyanın (sanal alemin, 'bulut'un) her tarafına, üstelik de ışık hızıyla, erişiyor olduğumuz gerçeğine denktir (iii). Bu sayede de yoksullar, zenginlerin nasıl yaşadıklarını, öyle ya da böyle ve er ya da geç, öğreniyorlar; ayrıntılarıyla hem de. 

Annesiz ve babasız birisi Kâinatı nasıl sırtlayabilir ey Allahım?



Geçtiğimiz Pazar, Eskişehir’de bir taraftan biyokimya master’ına devam ederken, diğer taraftan aldığı pedagojik formasyon sayesinde kazandığı kimya öğretmenliği yapma hakkını kullanabilmesine zemin oluşturacak stajını yürüten ve yanı sıra da, tekno kentteki bir moleküler kimya firmasının ar-ge departmanında çalışan büyük kızım babaannesini ziyarete geldi. Ben de, bu vesileyle soluğu Şişli’de aldım. Böylece bir taşla birçok kuşu birden vuracak, kızımı, annemi ve yanında kaldığı kızkardeşimi, eniştemi ve kızlarını, sevgili yeğenim Güher Görgülü’yü aynı anda görebilecektim. Nitekim gördüm de. Ancak, bu ziyaret ve bir arada oluş bana keyif ve mutluluktan çok üzüntü, hüzün ve acı verdi. Zira, bu sefer anneciğimi daha da çökmüş gördüm. Gerçi, 83 yaşında olduğu hesaba katılırsa, bu normal karşılanabilir. Lâkin, artık yürüteçle bile yürüyemiyor, sadece zorlukla doğrulabiliyor olmasını, her şeye karşın, kabullenmekte zorladım doğrusu.