medeniyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
medeniyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

At'ın insanlık tarihindeki yeri ve önemi




1 – Medeniyet kurucu bir unsur olarak at

Medeniyet tarihinin (sığır, koyun, keçi, köpek ile birlikte) en önemli hayvanlarından olan atın Türk milleti için daha da dominant ve merkezi bir unsur olduğu arkeolojik ve antropolojik bulgular ve tarihsel kayıtlarla sabittir. ‘At, avrat, pusat emanet edilmez’ atasözümüz, tarım temelli yerleşik medeniyet öncesi göçer Türk kavimlerinin bu hayvana biçtikleri hayati ve kritik rolü gözler önüne serer. Bazı kaynaklarda efsanevi Moğol Hükümdarı Cengiz Han’a, bazılarında ise büyük Hun (Türk) hakanı Attila’ya (Atilla) referans verilen ve atın endüstrileşmenin baskın olduğu 19. asra kadar olan binlerce yıllık süreçteki ehemmiyetine nispet eden ‘Sakın bir Çiviyi küçümseme; bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır!’ sözü ‘Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı kurtarır’ şeklinde girmiştir atasözlerimiz arasına. Hz. Muhammed’in Mirac’a çıkması sırasında kullandığı Burak isimli binek hayvanının insan yüzlü, kanatlı, küçük cüsseli ve ama pek kuvvetli ve hızlı bir at olduğuna inanılır. Antik Yunan Mitolojisindeki Pegasus (uçan at), kadim Çin ve Hind medeniyet havzaları üzerinden Yunan mitolojisine intikal eden Unicorn (tek boynuzlu), Hind mitolojisindeki at kafalı ve insan gövdeli Gandharvar ile, ondan esinlendiği düşünülen Grek mitolojisi figürü, kafası ve gövdesi insan, belden aşağısı ise at olan Sentor, atın medeniyet dediğimiz toplamın çeşitli katmanlarındaki tezahürlerinin hemen akla gelenlerindendir. Bazı medeniyet tarihçilerine göre, mesafeleri kısaltması, iletişimi hızlandırması, bilginin yayılma hızını arttırması ve kültürleri kaynaştırması yüzünden at, insanlığın gelişmesine en çok katkı sağlamış olan hayvandır. Burada özetle işaret edilen nitelikleri ve ilerleyen bölümlerde paylaşılacak diğer birçok hususiyeti yüzünden ‘at, göçebe ve tarım evrelerindeki medeniyetimizin kayda değer ve kanonik antitelerindendi’ şeklindeki bir tarif ve tavsif çabası, atın hakikatiyle tam manasıyla mutabıktır.

2 – Biyolojik, zoolojik, taksonomik ve morfolojik bakımdan at

At, otobur bir memeli olup hayvanlar aleminin Chordata şubesinin, tek tırnaklılar / toynaklılar takımının Atgiller (Equidae) familyasından geviş getirmeyen, evcil ve yabani türleri olan bir hayvandır. Erkeği aygır, dişisi kısrak, yavrusu tay, iğdiş edilmişi beygir şeklinde isimlendirilir. Arap, İngiliz, Çin, Ahal Teke, Midilli ve Belçika / Felemenk en önemli at türleridir. Bunlardan Midilli ve Arap ırklarının soy kütükleri net olarak bilinmemektedir. Geniş bir tırnakla çevrili olup toynak diye isimlendirilen üçüncü parmakları üzerine basarak yürürler. Kısraklar 15 yaşına kadar doğurabilir; gebelik periyodu 11 aydır ve her seferde tek tay yavrular. Atlar (ırktan ırka ve her ırkın da kendi içerisindeki alt türlere göre değişmek kaydıyla) çeşitli renklere ve desenlere sahiptirler. Atın rengine don adı verilir. Başlıca at donları: yağız (kara), al (kızıl-kahve, kırmızıya çalan at kestanesi), beyaz, doru (gövde kahverengi, yele, kuyruk ve ayakların uçları kara), kula (gövde koyu sarı, yele, kuyruk ve ayakların uçları kara), kır (koyu kıllarla karışık ak), boz (al don üzerine ak kıllar) ve ahreçtir (kıllar beyaz ve kırmızı, yele ile kuyruk siyah). İskeletindeki kemiklerin sayısı 224 olan at, yetişkin bir insanın sahip olduğu 206 kemikten 18 kemik fazlasına sahiptir. Ortalama olarak 25 – 30 yıl kadar süren bir ömre sahip olan at, ayakta uyumayı beceren, sadık, eğitilmeye açık, zeki ve özverili bir türdür. Diğerkâmlığı, binicisinin onu çatlayana / ölene değin koşturmasına izin verecek denli derin olan at, bu nitelikleri yüzünden binlerce yıl boyunca insanın hayvanlar alemindeki en yakın yardımcısı ve dostu olmuştur.
İlgili resim

İstanbul yağması, Turgut Cansever ve Abdi Coşkun'un musıkisi



Son zamanlarda, özellikle de 2010'dan bu yana, kentin sokaklarında dolaştığımda 'bilge mimar, İstanbul aşığı Turgut Cansever (1921 - 2009) iyi ki Şehr'in bugünlerini görmeden aramızdan ayrılmış' diyorum kendi kendime. 

Çöküyor süratle Şehr çünkü!

Genelde kapitalizmin çürüten, yoldan çıkaran, arsızlaştıran, mankurtlaştıran dinamiklerinin tesirinde kalanlarımızın fiilleriyle; özelde de, mezkûr diamiğin bir tezahürü olarak müteahhit, siyaset ve bürokrat erbabının rantın zehirli cazibesine teslim olan kesimlerinin eyledikleri yağma ve talan seferleriyle bitiriliyor bu kadim şehir.