İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yusuf Franko Paşa Albümünün Serencamı ve esrarı / Sanat Tarihinde Doğru Sanılan Yanlışlar - 2

yusuf franko paşa ile ilgili görsel sonucu
Yusuf Franko Kusa Bey'in karikatür albümünün Ömer Koç koleksiyonunda yer alan unique orijinali.



1 - prologue: enigmatik bir albümün spekülatif yorumu

Karikatür (resim, illüstrasyon, grafik sanatlar) tarihimizin (kelimenin hakiki manasıyla) enigmatik bir albümüne dair orijinal (ve de hipotetik) argümanımla finalize olan ilerleyen satırlar Sanat Tarihinde Doğru Sanılan Yanlışlar' başlığını taşıyan etütlerimin ikincisi. Serinin ilk metninde bu başlık altındaki araştırmalarımı 'birinci kategoriden olanlar' ve 'ikinci kategoriden olanlar' şeklinde değerlendirdiğime değinmiştim(i)İkinci kategoriden olanlar fasilesinin (familyasının) ilk semeresi olan okunulan incelemede, en alt seviyeden başladığı memuriyet kariyerinin finalinde iki kere vezirlik (nazırlık, bakanlık) yapmış, bu bakımdan da (en azından kariyerinin son yılları göz önüne alındığında) 'önemli bir Osmanlı üst düzey bürokratı' nitelemesini hak ettiğini düşündüğüm Yusuf Franko Kusa'nın hayatı, yaşadığı muhit Pera, bu semtin kozmopolit seçkinleri, Yusuf Franko Bey'in resim ve karikatür merakı ve Youssouf ismiyle ciltlettiği resim ve karikatür albümü mercek altına alınacaktır. Çalışmamı ayrıksı ve kıymetli kılan hususların başında ise, hiç kuşkusuz, epilogue bölümündeki argümantasyonuma konu olan [şimdiye değin kimse tarafından dillendirilmemiş (keşfedilmemiş?)] bir olguyu (resim tarihimize dair önemli bir gerçekliği) örten esrar perdesini aralamam geliyordur diye düşünüyorum(ii)

2 - Dünyanın en büyük koleksiyonlarından Ömer Koç arşivi

Ömer Koç global ölçekte önemli addedilen kitap, efemera, harita, gravür, resim koleksiyonunu sergi, yayın, panel ve benzeri kültürel etkinlikler vasıtasıyla insanlığın hizmetine sunan kapitalistlerdendir. 

Vehbi Koç Vakfı’nın Ekim 2016’da bastığı ve özel ambalajında bir set halinde birlikte satışa sunduğu iki kitap, akabinde, bu kitaplar temelinde 2017’de yapılan 'Yusuf Franko'nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri' başlıklı sergi ve panel söz konusu kültürel faaliyetlerin yakın zamanda hayatımızı zenginleştiren örneklerindendi. Türk karikatür ve grafik sanatlar tarihinin karanlıkta kalan, esasen çok da enteresan olan, bir sayfasını aydınlatan bu önemli kitapların künye bilgileri şöyledir:
(iii).



12 Aralık 2018 İstanbul karı ve Cenap Şahabettin (Şehabeddin)'in Elhan-ı Şita'sı




Kalp krizi geçirerek tedavi altına alınan İsmet Özel'e acil şifalar diliyor, bu vesileyle ona dair bir metnimi yeniden paylaşıyorum.


Yâ Şâfî ey Şair....


12 Aralık'da 2018 - 2019 kışının ilk karı düştü İstanbul'a. Geçen sene bu sıralarda bahar havası hüküm sürüyordu Asitane'de.... Yine geçen sene mevsimin ilk karı Ocak ayının ilk günlerinde yağmıştı; hem de ne kar! 

2016 - 2017 kışının ilk karının şerefine yazdığım ve 7 Ocak 2017'de bu blogda paylaştığım Elhan-ı Şita (Kar Şarkısı / Neşidesi) temalı yazımı, mevsim normallerindeki hava koşullarını ve dolayısıyla da kararında / tadında kar yağışlarını yaşadığımız kış günlerinin gelmesi dileğiyle yeniden paylaşıyorum.

Bu Pazar İstanbul'da kar, Tophane'de kitap müzayedesi ve sohbeti var

antiquarian books ile ilgili görsel sonucu

Beklenen İstanbul karı geldi; ya da, İstanbul beklediği karla kucaklaştı.

Yukarıdaki cümle, bir edebi retoriğin parçası imiş gibi dursa da; esasen literatür bağlamında imâ, iddia ve işaret ettiği anlam dairesinin ötesindeki sorunlara gönderme yapmakta. Zirâ, son birkaç on yıl boyunca İstanbul'un karla buluşması, esasen 'İstanbul'un karla imtihanı' şeklinde tecelli etmiştir ne yazık ki. 

Bu ise bizzatihi problem demektir. İstanbulluların kolaylıkla teslim edecekleri üzere, durum, an itibarıyla ve özetle, şudur: 
antiquarian books ile ilgili görsel sonucu

İstanbul'dan lodos manzaraları



Güzel İstanbul'umuzun son günlerde lodosun etkisiyle girdiği haller bir taraftan yaşamımızı zorlaştırırken, diğer yandan da seyir zevki yüksek manzaraların oluşmasına neden olmakta.

İşte son günlerde İstanbullular tarafından çekilen fotoğraflarla 'Payitaht-ı Cihan'ın lodosla imtihanı:



İstanbul yağması, Turgut Cansever ve Abdi Coşkun'un musıkisi



Son zamanlarda, özellikle de 2010'dan bu yana, kentin sokaklarında dolaştığımda 'bilge mimar, İstanbul aşığı Turgut Cansever (1921 - 2009) iyi ki Şehr'in bugünlerini görmeden aramızdan ayrılmış' diyorum kendi kendime. 

Çöküyor süratle Şehr çünkü!

Genelde kapitalizmin çürüten, yoldan çıkaran, arsızlaştıran, mankurtlaştıran dinamiklerinin tesirinde kalanlarımızın fiilleriyle; özelde de, mezkûr diamiğin bir tezahürü olarak müteahhit, siyaset ve bürokrat erbabının rantın zehirli cazibesine teslim olan kesimlerinin eyledikleri yağma ve talan seferleriyle bitiriliyor bu kadim şehir. 

Ahmet Soysal 'Türkçe felsefe' sohbetiyle 21 Mart'ta Gezegen Sahaf'ta



1 - Ahmet Soysal'la 'Türkçe felsefe' sohbeti

Gezegen Sahaf Sohbeti'nin 21 Mart 2015, Cumartesi günü yapılacak olan 
onaltıncısının konuşmacısı felsefeci Ahmet Soysal. Ahmet Soysal, neredeyse 1. Meşrutiyet'ten beri müzakere ve münakaşa ettiğimiz bir soruyu mercek altına alacak, 'Türkçe felsefe yapmaya müsait bir dil midir?' hususunu merkezine alan bir sohbet gerçekleştirecek.

İç savaş Türkiye’sinden insan manzaraları



1 - İstanbul seninle konuşurken, başkasına kulak kabartamazsın!

1979 yılının yazıydı. 3 üniversiteli arkadaş, bir sabah vakti, memleketlerine giden öğrencilerin boşalttığı Kadırga Öğrenci Yurdu'nun önüne attığımız iskemlelerimize kurulmuş, Kâmil abiyle sohbet ediyorduk.

70'in oldukça üzerinde gösteren yaşlı adam; yaz, kış, açık alan, kapalı mekân demeden sürekli taktığı şapkası yüzünden 'fötr' lâkabıyla anılır ve muhitin de 'ağır abiler'inden birisi olarak bilinirdi.


Fötr Kâmil, 60 yıldır içtiğini, her vesileyle ve iftiharla, söylediği sigaranın çatallaştırdığı sesiyle, hırıltılı hırıltılı konuşurken, İstanbul’un çıkardığı sesler çoğu zaman onu bastırıyordu.

Ah İstanbul, güzel İstanbul, efsunlu İstanbul; kısa süreliğine de olsa, nasıl da koparmıştı bizi gündelik gailelerimizden!

Banliyö treninin sesi, gemi sirenlerine; sabah trafiğini oluşturan motorlu araçlarla yayaların uğultusu, şehrin çöplükleriyle sahilleri arasında ring seferi yapan martı çığlıklarına karışıyordu. Türkiye’nin birkaç yıldır yaşadığı ve biz üç üniversitelinin de bir şekilde tarafı olduğu iç savaş sürecinin ağırlığını, kasvetini, dehşetini, stresini adeta unutmuş; kentin serenadına, ahalisiyle söyleşen tarihi Kadırga semtinin mırıltısına terk etmiştik kendimizi.




















Guillaume Berggren'den İstanbul fotoğrafları (1870 - 1910)







1 - Guillaume Berggren koleksiyonu müzayedeye çıkıyor!

Koleksiyonerleri, araştırmacıları, akademisyenleri, müzayede evlerini, müzeleri, yayıncıları, kütüphaneleri, sahafları, galerileri, medya aleminin bütün mecralarındaki habercileri, konuyla ilgili enstitüleri, başta kültür bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumlarını ve belediyeleri ilgilendiren çok önemli bir etkinlik yapılacak bu pazar.

Hazopulo Pasajı'ndaki kitap müzayedelerim Aralık 2012'de bitti

Aşağıdaki metne ilgi gösterdiğiniz için sağ olun, var olun değerli kitap dostları; ancak, 10 Kasım 2012 paylaştığım söz konusu metinle katılmanızı istediğim Hazopulo Pasajı'ndaki Cumartesi performanslarım biteli yıllar oldu.

Artık pazar günleri, müzayedeye konu kitaplar bakımından daha zengin içerikli ve muhabbet ve show yönü de daha renkli olan bir başka kitap müzayedesi ve kültür performansı ile çıkıyorum huzurlarınıza. 

Ayrıntılı bilgi için:
***http://ziyaversencan.blogspot.com.tr/2015/11/pazar-gunu-tophanede-kitap-muzayedesi.html
***https://ziyaversencan.blogspot.com.tr/search?q=insan+okur


Şimdi gelin, artık tarihe intikal etmiş olan ve 29 Aralık 2012'de sonuncusunu gerçekleştirdiğim bahse konu o periyodik etkinlikler silsilesine referans veren '10 Kasım 2012' tarihli mezkûr yazıma birlikte göz atıverelim: