SSCB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SSCB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Abdi İpekçi

abdi ipekçi
Abdi İpekçi'nin (9 Ağustos 1929 - 1 Şubat 1979) nâşı Teşvikiye Camii avlusundaki musalla taşında.


Aşağıdaki metni 4 yıl önce paylaşmıştım, Abdi İpekçi'nin katledilmesinin sene-i devriyesi vesilesiyle yeniden blogumun başına taşımanın anlamlı olacağını düşündüm. Eklemeden geçmeyeyim, metnin bazı yerleri, özellikle finali, 4 yıl öncesinin Dünya hallerini yansıtmakta...


α - prologue: O suikastın üzerinden 45 yıl geçti

Soğuk Savaş'ın devam ettiği 1975 - 1980 yıllarında 'düşük yoğunluklu iç savaş' yaşayan Türkiye Toplumsal Formasyonu 38 yıl önce, 1 Şubat 1979'da, politik bir suikastle sarsılmıştı. Azmettiricileri hâlâ tespit edilememiş ve cezalandırılamamış olan bu olayı, yıl dönümünde, bütün cepheleriyle masaya yatırmakta fayda var.













1 - Abdi İpekçi’nin öldürülmesi,  Aldo Moro suikastının Türkiye’deki mütekabilidir
Milliyet Gazetesi başyazarı ve genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi’nin öldürülmesi, yakın siyasal tarihimizin önemli kırılma noktalarından birisidir. Zira bu suikast, merkez sağ Adalet Partisi ve merkez sol Cumhuriyet Halk Partisinin, demokratik parlamenter düzen içinde anlaşmalarını / uzlaşmalarını, neticesinde de bir büyük koalisyona giderek ülkeyi birlikte yönetmelerini imkânsızlaştıran (Gladio / Süper NATO / Stay-Behind tarafından icra edilmiş) politik şiddet temelli bir dizi provokasyonun, sembolik değeri ve mesaj içeriği en kuvvetli olanlarından birisiydi. 

Bu yüzden de bu suikastı, Aldo Moro’nun öldürülmesine eş düzeyde bir meydan okuma olarak ele alıp değerlendireceğim. Söz konusu cinayeti, parçası olduğu 1975 – 1980 düşük yoğunluklu iç savaş sürecini ve hemen akabinde gerçekleşen 12 Eylül askeri darbesini; Soğuk Savaş, Gladio ve Avrupa Komünizmi üzerinden kuşatmaya çalışan analizlerimi paylaşmadan önce, İpekçi’nin hayatının bazı önemli kesitlerini; mesleki kariyerinin, kişiliğinin ve politik duruşunun bazı satır başlarını mercek altına alma faydalı olduğunu düşünüyorum.
Soğuk Savaş / Cold War (1945 - 1991), hiç şüphesiz bu afişte resmedildiği gibi sevimli
bir olgu değildi; insanlık o süreçte ciddi bir bedel ödedi.

Victor Ivanovich Govorkov'un yaptığı bir Sovyet propaganda posteri, ABD emperyalizmi, varoluşçu psikanaliz, Hz. İsa, kötücül Yahudi ve cadı arketipleri - arşivimden 2(*)





Post-WW II ve Soğuk Savaş periyotlarının ilk üç on yılında SSCB'nin (1) en önemli illüstratör ve ressamlarından (2) olan Victor Ivanovich Govorkov'un (VIG, 1906 _ 1974) 1947'ye tarihlenmiş popüler bir propaganda posterinin reprintini paylaştım yukarıda.

Elinde, SSCB ordularının savaş sırasındaki başarılarını anlatan bir kitap tutan Sovyet ordu komutanı, ülkesine sabotaj yapmak için sinsice yaklaşan ve o sırada henüz Sovyet ordularının envanterinde olmayan atom bombası (SSCB ilk atom bombasını 29 Ağustos 1949'da patlatmıştı) ile, sabotaj niyetini simgeleyen bir meşale taşıyan Emperyalist ABD'yi uyarıyor:

'SAKIN YAPMA!' ('Aklından bile geçirme!' tınısı da taşıyan sert ve çok kararlı bir uyarıdır bu.)

Steve Jobs, insanlığın kanseri olan kapitalizmin ömrünü dehasıyla uzatmaya çalışırken, kendisi de yakalandığı kanserle mücadele ediyor


Kapitalist sistemle meselesi olanlara, bu sistemin gayri insani, gayri adil ve gayri ahlâki olduğunu düşünenlere bir kötü, bir de iyi haberim var.

Önce kötü haberi paylaşıyorum: Bill Gates, Steve Jobs ve Mark Zuckerberg gibi dahi diyebileceğimiz kişiler kapitalizm için çalıştığı müddetçe, sistemin çökmesi hiç de kolay değildir. Öte yandan, ikinci dibine doğru ilerlediğimiz küresel finansal kriz, adlarını andıklarım da dahil olmak üzere, kendisi için çalışan onca dâhiye rağmen, verili kapitalist sistemi çökmenin eşiğine getirebilir. Bu da, hiç