Hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gökşin Sipahioğlu 6 - 7 Eylül provokasyonun parçası mıydı?

Başlığın 'derin devlet' eliyle gerçekleştirilmiş çok kapsamlı bir provokasyonu, manipülasyonu, nasıl romantize ettiğine / olumladığına dikkat lütfen: 'İstanbul'da Asîl İnfial'




1 – İlk düğme yanlış iliklenirse….


Gökşin Sipahioğlu’nun (yazının devamında GS inisiyali ile anılacaktır) yaşadıkları; esasen küresel mahiyette başarılarla dolu bir meslek hayatının, kariyerin henüz daha başındayken yapılan fahiş bir hatayla, nasıl da lekelenebileceğinin çok karakteristik bir örneği olarak kaydedilmiştir tarihin, özellikle de habercilik tarihinin sayfalarına. Gelin birlikte, ‘gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendiğinde, arkasından gelenlerin tamamı da yanlış iliklenecektir’ atasözünü doğrulayan bu ibretlik hikâyenin önemli satır başlarına, şöyle kuş bakışı da olsa, bir göz atıverelim.Gökşin Sipahioğlu Hayatını Kaybetti - bianet


Sadun Boro: pupa yelken bir yaşam

Sadun Boro eşi Oda, kızı ve meşhur kedileri Miço ile Kısmet yelkenlisinin dümeninde.

Denizci, seyyah, yazar ve çevreci Sadun Boro (1928 - 5 Haziran 2015) ebediyete yelken açtı.

yılmaz özdil'in sözcü'ye geçme olasılığı, hürriyet patronajını çok rahatsız ediyor olmalı




uğur dündar'ın halktv'de 3 ekim'de yayınlanan halk arenası programında, beşar esad'a karşı erdoğan'ı savunduğu için, okur kitlesinden çok ağır hakaretler gören yılmaz özdil, yaklaşık olarak 2 haftadır yazmıyordu.

Aşk, Cân, Cânan, Adalet ve Hürriyet diyorum YâHû, daha ne diyeyim, daha ne diyeyim, daha ne?!?



14 Şubat Sevgiler Günü’ne dair olan görüşlerimi içeren ve http://ziyaversencan.blogspot.com/2012/02/sevgililer-gunu-mu-istemez-eksik-olsun.html linki ile erişilebilecek olan ‘Sevgililer gününde sevdiğine ‘miniminnacık bir pırlantacık’ almadığı için öküz ilân edilen bütün erkekler, birleşiniz!’ başlıklı yazım bazı okurların ağır eleştirilerine muhatap oldu.
Bahse konu yazının içeriğinden hareketle, yazarının şahsında; ‘sevdiğine, yılın bir gününü bile hasretmekten kaçınan; üstüne üstlük, bir de, ona, ‘yarım elma, gönül alma’ kabilinden bir hediyeciği bile çok gören bir duygusuz maddiyatçı ve bencil bir zonta teşhis etmek’ bana kalırsa çok ciddi bir haksızlık olacaktır.

İsmet Berkan’ın ilginç mantık sorusuna acaba doğru cevap verebildim mi, ne dersiniz?



Basınımızın birçok köşe yazarı, Pazar günleri, hafta içinde yazdıkları alışıldık konularından uzaklaşıp; kadın – erkek ilişkileri (özellikle de bunun sevda - aşk bahsi), gezi izlenimi, yeme – içme kültürü, teknoloji, sağlık, sanat, spor, edebiyat, felsefe ya da bilim gibi farklı alanlarda kalem oynatmayı tercih etmektedir. Okuyucu tarafından olumlu karşılanan, diğer bir deyişle başarısı sınanmış olan, bu yüzden de batı medyasında çok uzun bir süredir uygulanan bu tarz değişikliği, medya alanındaki birçok yenilikte olduğu gibi, ithal edilmiş ve yıllardır bizim medyamızda da kullanılır olmuştur.